Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Kate Montgomery

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Kate Montgomery
Kofti


Kadın Mesaj Sayısı : 3
En belirgin özelliği : CESARETİ
Savaş Tarafı : ZAY
RP partneri : ŞİMDİLİK YOK
Kan Durumu : MELEZ
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Kate Montgomery   25/6/2010, 21:16





Kimine göre, ziyafet sofrasındakileri hazmetmek için zevkle uykuya dalınmış birkaç gece saatiydi, basitti. Kimine göreyse çok daha farklı anlamlar içeriyordu. Karanlık bir örtü serilmişti şehir merkezinin sessizliğine. Gecenin saygıyla boyun eğilecek kadar etkileyici örtüsü. Kate Montgomery, sükunetin ritmine uyum sağlayarak attığı her adımında, dışarıdan aslında ne kadar da dikkat çekici olduğunun farkında olmazlığındaydı. Uzun ve siyah, keten kumaşıyla vücudunu serin bir sonbahar gecesinden koruyan paltosunun iki cebine iki elini sokmuştu. Boynundaki kan kırmızısı atkısı, gecenin sakin karanlığında göze çarpan yalnızca iki şeyden birisiydi. Bu görüntüyü, omuz hizasındaki dalgalı ve sütlü kahveden biraz daha koyu bir renge bürünmüş saçları, minik ve masum burnu, burnunun hemen altındaki dolgun ve çekici kırmızı dudakları tamamlıyordu. Yıldızların aslında milyonlarca ışık yılı uzakta olmalarının imkansız olduğunu düşünebileceğiniz bu gece, göze çarpan nadir iki şeyden bir diğeri ise, bal rengi parıldayan gözleriydi.


Kaldırım taşları özenle yerleştirilmiş sokaktan geçen normal bir insan, onu masum ve küçük bir gençkız olarak görebilirdi. Gerçek ise sanıldığından çok daha olağanüstüydü. Yalnız başına attığı adımların hiçbirinde korku ya da endişe sezilemezdi. Aksine, kararlılık ve cesaretle kuvvetlendirdiği ayaklarını yere tam basıyordu. Soğukkanlı oluşu bakışındaki üstün asaletten anlaşılabilirdi. Fakat teni o kadar pürüzsüz ve beyazdı ki, bu kadar karanlık ve yalnız bir gecede bile muhteşem şekilde dikkat çekiyordu. Esintide sallandıkça gıcırdayan birkaç sokak lambası vardı görüntüde sadece. Eski köşklerse taş yolun iki yanını kaplamıştı. Cılızca sallanan lambanın ışığında, Gravourde Sokağı siyah beyaz bir film sahnesini andırıyordu. Kate ise oraya özenle yerleştirilmiş bir başrol oyuncusu kadar uyum sağlamaktaydı. Temposunu bozmayıp aynı kararlılıkla yürümeye devam ederken kendisi ve Tanrı hariç hiç kimse nereye gittiğini bilmiyor ve büyük ihtimalle merak da etmiyorlardı. Öyle ki, dedikoducu kadınlar bile bu çekici ve masum güzellikteki üniversiteli gencin adımlarının hedefini öğrenmek için birbirlerine sorular sormuyorlardı.

Kate, yürürken bir sağa bir de sola bakan kuşkulu hareketlerde bulunmazdı. Çünkü o zaman insanlar onun bir suç işlemek üzere olduğunu fark edebilirlerdi. Ki Kate, suçun nasıl işlenmesi gerektiğini şu an hapishanede yatan her kaçaktan çok daha iyi biliyordu, bu sebeple onlar hapishanedeyken kendisi Gravourde Sokağı'nda rahatça yürüyebiliyordu. Dans eden ışığın aydınlattığı bir sokak köşesinde durdu. Cebinden çıkardığı bir parça parşömen kokulu kağıda baktı ve aynı zerafetle yerine koydu. Cesaret dolu adımlarına devam ederek sağdaki yola girdi. Yol, tüm gece boyunca ölü gibi yalnıztıkta kıvranan şehrin diğer yarısından çok daha farklıydı. Kabareler ve cafelerle süslenmiş yolda, ışıklar hala canlılıkla parlıyor ve insanlar geceden habersizcesine konuşmaya, şarkı söylemeye, dans etmeye ve deliler gibi içmeye devam ediyorlardı. Kate, arada sırada normal bir insan gibi etrafına bakınarak yolun sonuna doğru ilerlemeye koyuldu. Önceden de bahsedildiği gibi; suçun nasıl işlenmesi gerektiğini en küçük ayrıntısına kadar öğrenmişti. 19 yaşında olmasına rağmen, tüm detaylar zihninde çoktan yerleşmişti. Etrafına attığı seyrek bakışlar, onu normal ve zararsız bir insan kılığına bürüyordu. En azından eğlenen diğer insanlar için bu böyleydi, istisnasız. Hatta neredeyse kimse Kate'in varlığından haberdar değildi, belki de bir çoğunun umrunda değildi. Tabi ki de bu olay Kate'in işini en düşük seviyede bir kolaylığa indiriyordu.

Eğlencelerle dolu bu renkli yolun sonuna geldiğinde bir kez daha sağa doğru saptı ve birkaç adımın ardından solundaki köşkün önünde durdu. Bal rengi gözleriyle uyum sağlamış olan saçları dalgalanırken, büyülü gözlerini kaldırarak köşke şöyle bir göz attı. Keten cebindeki kağıdı çıkarıp bir kez daha bakışlarını kağıdın üzerinde çabukça dolaştırdıktından sonra diğer cebinden çıkardığı ve sol eliyle yaktığı çakmakla kağıdı bir ucundan yakmaya başladı. Küçük alevler kağıdı ve üzerindeki yazıları küle çevirirken Kate elinden usulca yere bıraktı onu. Yanmaya devam ederken yaydığı bu yanık kokusu, Kate tarafından şiddetli bir biçimde hissediliyor ve mükemmel bir iş çıkarmanın hazzını yaşatıyordu. Birkaç saniye boyunca alevlerin gösterisine odaklandı, ardından çakmağı çıkardığı cebinden eski ve paslanmış bir anahtarı eline aldı. Kendi eviymiş gibi kolaylıkla açtı ahşap kapıyı, büyük ihtimalle pencerelerinden onu gözetleyen ve onu tanımayan herkes, Kate'in kendi evine girdiğini düşünmekteydi.

Rutubet kokusunun kapladığı eski evin dekorasyonu da en az dış görünüşü kadar ağır ve belki de 1700'lü yıllardan kalmaydı. Sakin bir adımla içeriye girdikten sonra arkasını dönmeden tek eliyle ittirdi kapıyı ve ahşap kapı sessizliliği bozmamaya yemin edercesine tek bir çıt bile çıkarmadan söz dinleyen bir çocuk gibi kapandı. Metal anahtarı cebine tekrar koyduktan sonra gıcırdamaya ve tahtakurularına yemek olmaya yüz tutmuş ahşap yer döşemesinde ilerlemeye başladı. Evin karanlığında dikkat çeken tek aydınlık, merdivenin duvarına yansıyan sönmeye yakın bir mumun oynak ışığıydı. Ellerini cebine tekrar yerleştirdi ve ışığa doğru yürüdü. İlk adımını attığı basamaktan küçük bir çıtırtı evin sessizliğine karıştı, bunun üzerine Kate çabucak diğer basamağa çıktı ve çıtırtı sessizlikte boğuldu. Neyse ki bundan sonraki hiçbir basamakta aynı soruna rastlamadı ve pürüz çıkarmayan bir özgüvenle merdivenin bittiği yerin hemen solundaki, küçük bir bit pazarından alınmış mumun hüküm sürdüğü yatak odasına girdi.

Eski mobilyalarıyla Kate'e uzun zaman önce unuttuğu büyükannesinin evini hatırlatan bir odaydı. Çiçek desenli yorganın içerisindeki yükseklik, büyük ihtimalle yirmili yaşlarını biraz geçmiş bir erkeğin bedeniydi. Sinsi bir tebessüm, Kate'in karanlık sokaktaki yürüyüşünden bu yana yüz kaslarını hareket ettirdiği ve bir mimik denilecek tek andı. Paltosunu ses çıkarmamaya özen göstererek üzerinden sıyırdı ve yanındaki eski döşemeli koltuğa koydu. Yavaşça yüzüstü yatan ve hiçbir şeyden haberi olmayan insan bedenine yaklaştı ve yatağın üzerine çıktı. Ani bir atakla beraber, sağ kolunu kullanarak erkeğin boynunu kavradı ve sol eliyle ağzını kapattı. Böyle bir karakter ve fiziğe uygun bir ses tonuyla, öfkeden çok mutlu ve tatlı bir intikamın yarattığı bir ses tonuyla konuştu. "Jeff, bilmeni istediğim tek şey şu; senden nefret ediyorum." Son kelimesinin hemen ardından sağ kolunun sıkıca kavradığı boynuna doğru yaklaştı ve kırmızı dudaklarını aralayıp Jeff'in kuvvetli bedenini ama o sırada hiçbir şekilde çırpınmasına izin vermeyen şaşırtıcı derecede yüksek kuvvetiyle beraber boynunu ısırdı. İki derin yaradan süzülmeye başlayan koyu kırmızı sıvıyı belki de dünyanın en lezzetli içeceği gibi zevkle içerken ruhundaki o buğulu ritme bir ritim daha karıştı. Büyük ihtimalle Jeff'in kalp atışıyla kendisininkiydi bu buğulu ritimler. Kate kanı emmeye devam ederken gözlerindeki tanıdık pırıltıda mutluluk ışıldıyordu. Jeff ise yavaş ve çaresizce yeni tutulmuş bir balık gibi çırpınan bedenini serbest bırakıyor ve hareket edemez hale geliyordu.

Bambaşka bir tat, bambaşka bir deneyimdi Kate için. Jeff, birkaç hafta önce evine gelmek isterse diye Kate'e bir kağıdın üzerine ev adresini yazmıştı. Evet, Kate evine gelmişti işte, mutlu muydu Jeff, Kate onun kanını karşı konulamaz bir hazla kendi kanına karıştırırken? Aslında Kate böylesine kirli ve şerefsiz bir kanın kendi kanına değmesinden bile korkardı ama nefreti o kan damlacıklarındaki her bir hücreyi öylesine sarmıştı ki, bu korku dişlerini taze ete geçirdiği andan itibaren anında yok olmuştu. Nefret, evet o tanıdık duygu. İnsan aldatıldığında, acı çektiğinde bunun sebebini kendine sorduğunda ve yanıtı onu aldatan ve ona acı çektiren kişide bulduğunda tüm vücuda yayılan o nefret. Kate'de zaten bolca yetişen bir eroin gibiydi. Üzerine bir de, fani erkek arkadaşı Jeff'in tavırları eklenince, tatlı bir intikamın şehvetine karşı koyamamıştı. Belki de 19 senelik hayatının vampir olduğu bölümünde en muhteşem lezzetteki kandı Jeff'in kanı. Belki de mükemmel bir intikamın lezzetiydi.Kate'le tartışılmaz derecede güzel anılarla dolu bir geçmişe sahiptiler. Dört, belki de beş yıldır birlikteydiler, tabi ki zaman zaman ayrıldılar. Fakat sebep ve ayrılmak isteyen taraf hiçbir zaman, hem de hiçbir zaman Kate olmamıştı. Jeff ise Kate aşk acısından evinde gözyaşlarında kavrulurken kahkahalarla gülebilmeyi becerecek kadar bencil bir insandı. Kate'in soğukkanlı kalbini kırmayı becerebilecek tek insan, tek varlıktı. Son günlerde artan kötülüğüyle beraber Kate'in ruhunu boğmaya başlamış ve onu katlanılamaz bir acıya sürüklemişti. Genç bir kız, nasıl böyle bir acıya katlanamıyorsa, Kate de o noktaya gelmişti. Canından çok, deliler gibi sevmesine rağmen ondan ölesiye nefret ediyordu. Sevmek, hayır, onu sevmek istemiyordu, ondan nefret etmek istiyordu. Jeff ve sevgi kelimelerini kalbinde bir arada görmek, zihninde bir arada canlandırmak istemiyordu ve bu canlandırma Kate'nin elinde değildi. Eğer sevmeseydi, bu cinayet çok, çok daha önce gerçekleşmiş olabilirdi. Bir zerre sevgi bile, tüm kalbi saran nefretten daha üstündü. Dayanılamaz acıyla yanan bedeni ve ruhu isyan etmişti ve üç saat önce sanki kendi kalbi Kate'e şunları fısıldamıştı; "İşkence çekmeyi kes artık, o değersiz bir insan. Sen ise böyle şerefsiz ve ahlaksız bir heriften çok daha iyisine layıksın. Farklısın, bunun farkındasın ama bu asaletin farkında olduğunu sanıyorsun. Eğer asaletinin farkında olsaydın, kendini bu aşk denen lanetten çoktan arındırmış olurdun." Kendi ruhunun, kalbinin sesini dinleyerek buraya kadar gelmişti Kate ve damarlarında dolaşan, ona Jeff'i ve hatıraları anımsatan kanın hiçbir bölümünde pişmanlık, korku ve endişe yoktu. Jeff'ten nefret ediyordu, bir zerre sevgisiz bir şekilde nefret ediyordu. Öyleyse gözlerini yakan gözyaşlarının intikamını almalıydı, uzun zamandır tatmak istediği kanla tıka basa doldurmalıydı acı çeken bedenini. O da bunu yaptı.

Dudakları şişesiye kadar kan çekti Jeff'ten. Jeff öldüğünde ise Kate'in yüzündeki gülümsemede herhangi bir değişiklik olmadı. "Senin benden aldıklarının çok daha üst seviyede iadesi bu Jeffrey." diye fısıldadı eski sevgilisinin cansız kulağına. Elinin tersiyle ağzını sildikten sonra Jeff'in dudağına bir öpücük kondurdu ve yataktan indi. Koltuktan aldığı paltosunu üzerine geçirdi ve mumun titrek ışığına üfledi. Her şey bitmişti işte. Jeff, acı, gözyaşları, geçmiş tutkusu... Her şeye son vermişti. Asla pişman değildi ve olmayacaktı da. Kalpsiz birinin kanının olmaması bir şey değiştirmezdi. Jeff bunu hak ediyordu, son damlasına kadar hak ediyordu Kate'e göre. Kate, ahşap kapıdan çıkarken "Artık senin Kate'n değilim." dedi kendi kendine. Jeff'in ona hep Kate'n diye seslenmesini aklına getirdiğinde.

Gösterişsiz saatine baktı, gecenin 4'üydü. Bu geceki yemeği, hayatının en güzel yemeği olmalıydı. Çünkü zevk, mutluluk ve intikamın tatlı karışımını vücudunun her yerinde hissediyordu. Geldiği gibi yürümeye devam ederken, aklından geçen bir iki düşünceden biri şuydu; Evet intikam soğuk yenilmesi gereken bir yemekti, Jeff bunu soğumaya bırakılmış bedeniyle anlamış olmalıydı. Fakat kanı oldukça sıcak ve tam kıvamındaydı. , Kate Montgomery kararlı ve cesur adımlarını atmaya devam ederken hayatının artık tüm pisliklerden arındığını hatırlamasıyla beraber kusursuz, beyaz tenli yüzünde oluşan en samimi gülümsemeyle geceyi selamladı.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Kate Montgomery   26/6/2010, 14:02

Rp'nin size ait olduğunu kanıtlayabilir misiniz?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Kate Montgomery   30/6/2010, 21:38

Koyduğunuz rp çalıntı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Kate Montgomery

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın