Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Jack M. Benford

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Jack M. Benford
Kofti
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 3
Yaş : 117
En belirgin özelliği : Cesur
Savaş Tarafı : İyilerin Tarafında
RP partneri : Valentina Cylvansé
Kan Durumu : Melez

Seviye
Rpg Gücü:
25/50  (25/50)

MesajKonu: Jack M. Benford   4/6/2010, 21:55

Sevmek ölmek mi demek? Yoksa ölmenin bir alt basamağı mıdır sevmek?
Küçüklüğünden bu yana aşkın harika olduğu anlatılırdı Jack'e. Belki
haklılardı, belki değil. Kimse doğrusunu kanıtlayamazdı. Doğru olduğunu
varsayarsak, Jack niye acı çekiyordu? Niye kendisini kızgın alevlerin
içinde cayır cayır yanıyor gibi hissediyordu? Büyüklerin laflarına
kapılıp kendisini bir erkeğin mükemmelliğine kaptırmıştı. Sonuç neydi
peki, hayatında kocaman bir boşluk. Buradan çıkarılan diğer sonuç ise
büyüklerinin yalan söylediğiydi. Peki niye? Niye, çocuklarının böyle bir
acı çekmesini sağlamışlardı? Cehennemden beter bir hayat. Onsuz...
Hayır, yaşayamazdı onsuz. Aşk harika bir şeyse, harikalık uğruna canını
vermek istiyordu. Eğer o yoksa hayatında, ruhu da bedeninde olmamalıydı.
Hayat bu kadar adaletsiz olamazdı ayrıca. Bir gün onu sana verip
sevindirir. Hayatın adaletli olduğuna inanırsın, en mutlu günlerini
yaşarsın. Ertesi gün ise, tekrar elinden alır ve sana gerçek yüzünü
gösterir. Dünyanın en kötü insanı bile düşmanına böyle bir oyun
uygulayamazdı. Peki, hayatın ne kastı vardı bu küçücük cana? Tek bir
kişi için atan bu minnacık kalbi niye durdurmak için bu kadar
hevesliydi? Tamam, eskiden gerçekten kötü biriydi Jack. Ama o,
bütün hayatını değiştirivermişti Jack'in. Onun yanında bir melekten
farksızdı. Çünkü karşısındaki bir melekti. Meleğin yanında kendisi nasıl
şeytan kalabilirdi ki? İşte en büyük yanılgıyı burada yapmıştı.
Onu bir
melek sanmıştı. Kanatsız bir melek... Bir gün, bir hafta, bir ay...
Sonra ise, melek yavaş yavaş kırmızıya dönüşmeye başlamıştı. Gün
geçtikçe kıpkırmızı boynuzları, kuyruğu ve çatalı çıkmaya başlamıştı.
Ama aptal Jack bunu ancak bütün özellikleri tamamlandıktan sonra fark
etmişti. O aslında bir şeytandı, aldatıcı bir şeytan. Melek görünümlü
hem de... Başka bir erkekle aldatmıştı Jack'i. Böyle biri şeytandan
başka ne olabilirdi ki? Bunu gördüğü günkü görüntü gözünün önünden
ayrılmıyordu. Hayır hayır... Düşünmemeliydi bunu. Daha fazla acıya ne
gerek vardı? Aslında bu ruh bedenden ayrılsa... İşte o zaman Jack
rahata kavuşurdu. Zaten kimse anlamıyordu Jack'i. Kime dert yansa
hepsinin cevabı aynıydı: "Sen daha küçüksün."
Küçük mü? 15 yaşındaydı, aşkı anlayabilecek yaşta. Gönlünü bir prensese
kaptıracak yaştaydı, kaptırmıştı da. Ama o prenses... Artık yoktu Jack
için. Hayat da o gün bitmişti işte. Peki, bu nefes alışlar neden? Her
nefesinde Veronica varsa niye nefes alıyordu ki? Kalbinin her atışı
Veronica içinse niye atıyordu ki kalbi? Durdurmalıydı bu zorunlu
ihtiyaçları. Veronica'sız olmalıydı. Bedeni Veronica'nın olduğu yerde
olacaksa bile ruhu olmamalıydı. Huzur o zaman açığa çıkacaktı.

Evet,
Jack sonunda kararını vermişti. Sonu Jack için mutlu olacak bu
karar belki diğer insanlar için kötü olacaktı ama kimin umurunda?

Jack'i umursayan mı vardı sanki... O 'küçücük' bir çocuktu daha.
Arkasından en fazla bir iki gün ağlanır, unutulurdu. Ama biraz
beklemeliydi bunun için. Yarım saat kadar daha. İlk olarak hazırlaması
gereken birkaç şey vardı. Ağlamaktan kıpkırmızı olmuş yüzüne baktı
aynada. Yüzü ıpıslaktı. Elinin tersiyle şöyle bir sildikten sonra
masasının çekmecesini açarak bir parşömen, tüy kalem ve mürekkep
çıkardı. Hıçkırmasını kesemiyordu ama bu yazı yazmasına engel değildi.
Aslında, yazamıyordu da. Bir iki kelime yazıyor ardından kâğıdı
buruşturup yere atıyordu. On beş dakika kadar sonra yazmayı bitirdi.
Kâğıdı iki kere katladıktan sonra cüppesinin cebine koydu. Aynanın
karşısına geçip kendisine son kez baktı. Derin bir nefes aldı ve
kendinden emin bir şekilde yola koyuldu.

Yarım saat sonra Kızıl
Güneş Gölü'ne vardı. Burası Veronica ve Jack'in tanıştığı yerdi.

Jack'in hayatı burada başlamıştı, burada da sona erecekti.
Haberlerden biliyordu, bu gölün karaya olan en yakın bölümü bile en az
dört metre derinlikteydi. Pek göl denilemezdi belki de. Ama saf bir
temizliği vardı. Jack'in en sevdiği yer olmuştu burası hep. Güneş
batarken burası dünyanın en harika yeri olurdu. İsmi de buradan
geliyordu zaten.Jack saatine baktı. Akşam oluyordu. Yani kısa, çok
kısa bir süre sonra Güneş alçalmaya başlayacaktı. Jack'in sonuna da o
kadar az kalmıştı işte. Dünya denilen bu cehennemden kurtulacaktı.
Bütün insani acılardan beraat edecekti sonunda. Hapisten af çıkarılmak
gibi bir şeydi. Mutluluk... Az sonra olacakları düşününce bir an içi
ürperdi, korktu. Ama vazgeçemezdi. Veronica başka erkeğin
kollarındayken yaşayamazdı. Birkaç uzun dakikadan sonra hava kızıl bir
renge dönüşmeye başladı. Evet, vakit gelmişti. Jack göle biraz daha
yaklaştı. Cebinden katlanmış küçük kâğıdı çıkarttı ve bulunduğu yerine
hemen yanına, yere bıraktı. Birkaç küçük adım daha attı göle doğru.
Kollarını yanlarına doğru açtıktan sonra bedenini o serin sulara
bıraktı.

'Şlap...' Suya çarpış sesi kulaklarında yankılandı.
Evet, bütün bedeni suyun altındaydı artık. O an kafası dank etti. Hayır,
ölmemeliydi, savaşmalıydı. O ölünce Veronica'yı yine başka erkeğin
kolunda olacaktı, o zaman ölmek niyeydi. Ama artık çok geçti.Jack ne
kadar çabalarsa çabalasın kurtulamıyordu bu mavi güzellikten. Sanki bir
güç onun suyun dibine çekiyordu. Kollarıyla çırpınmaya başladı.
Bağırmaya çalıştıkça su yutuyordu. Evet, işte hayatın sonu. Çabalamak
boşunaydı. Her şey bitmişti artık. Yavaşça gözlerini kapadı. Ne olacaksa
olmalıydı. Suyun çekim kuvveti yavaşça azaldı. Teninde oluşturduğu
dalgaların kuvvetini hissetmiyordu artık. Genizini yakan bir hava
dalgası, o kadar. Onun dışında tamamen huzur. Önceden yaşadığı huzurun
bin kat fazlası hem de. Evet, galiba ruhu bedeninden ayrılmıştı artık.
Veronica'yı tam anlamıyla serbestti şimdi. Mutlu olmasını diliyordu. O
zaman Jack'in ruhu da rahat ederdi.

Birkaç saniye kadar
sonra olmalı Jack büyük bir acı hissetti. Bir tokat gibi. Cenet’te de
acı var mıydı? Fiziksel acı yani. İncil'de hiç de öyle anlatılmıyordu.
Bir de o sesler. O tanıdık ses... "Jack" Kesinlikle Cenet’teydi.
Bu sesin sahibi de huri olmalıydı. O esnada tekrar bir tokat yedi.
Bu tokatla beraber Jack'in gözleri hafifçe açıldı. Burası cennet olamazdı değil mi?
Tıpatıp Kızıl Güneş Gölü'ne benziyordu. Kucağında durduğu kişi ise..."Veronica" diye mırıldandı Jack.
Veronica elindeki kâğıdı kenara koyup Jack'in yüzünü okşamaya başladı.
Sesi titrek çıkıyordu. Telaşlı gibiydi. "Şükürler olsun.'' Sen kaybettim sandım, sevgilim.
Oh neyse ki yaşıyorsun. Lütfen,
lütfen bunu bir daha bana yapma." Sesi o kadar gerçekti ki...
Teninin sıcaklığı... Gözleri tam olarak açılmıştı artık. Yerden destek
olarak yavaşça dikleşti. Hayır, ölmemişti. Karşısındaki de gerçekten
biricik aşkı Veronica'ydı.Jack'in biricik aşkı dayanamayıp ağlamaya
başladı.Veronica ise daha da sıkı sarıldı Jack'e. Jack ondan
uzaklaşmak istedi, tekrar aynı acıyı yaşamamak... Ama elinde değildi. O
sıcacık kolları bulmuşken tekrar bırakamazdı. Sonsuza dek böyle
kalabilirdi. Gözleri bin ton ağırlığında gibi geliyordu şuan ona. Açık
tutmak o kadar zordu ki. Ama biraz daha izlemek istiyordu onu, bu anın
tadını çıkartmak. Ama başaramadı bunu. Mavi gözleri yavaşça kendini
bulunduğu durumun huzuruna bıraktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Discordia
Kıdemli Üye
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 310
En belirgin özelliği : Creative power of a Goddess
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Jack M. Benford   6/6/2010, 00:45

Diğer karakteriniz olan Severus Cyrus'tan dolayı,, 25.
_________________
[list]
Nightsun rises.
[/list:u]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Jack M. Benford

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog