Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Lyudmia Ivashkov.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Lyudmia Ivashkov
Dükkan Sahibi
Dükkan Sahibi
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 2

Seviye
Rpg Gücü:
45/50  (45/50)

MesajKonu: Lyudmia Ivashkov.   22/5/2010, 19:44

Ölüm tüm ihtişamıyla karşımda duruyordu. Ağaçlardan dökülen yapraklar,
toprağı hüzünle sarıp sarmalamıştı. Ve muhteşem ışık karanlıkta parladı.
Ve karanlık bunu anlamadı.
Derin derin uyuyacaktım, evet, ama ancak
çok sonra. Şimdiyse korkutucu varlıklarla dolu, sisli, puslu rüya gibi
bir harikalar diyarına götürülüyordum.
Hemen derin bir uykuya
dalacağımı sanıyordum, ama yaralı ruhum nefret, acı ve kinle şişmiş,
ağzım sanki ölümü yemişim gibi bir tatla dolu, gözlerimi karanlığa
dikmiş yatıyordum.
Sonunda uyku geldi, bütün derinliği ve
tatlılığıyla. Beni gergin tutan sinirler çözüldü ve rüyasız bir
karanlığın içine daldım.
Uyumanın, güç toparlamanın dışındaki her
şeyin önemini yitirdiği o tatlı anın bilincindeydim; rüyalardan henüz
korkmadığım anın.
Bir sesle irkildim. Sanki karanlığın tülü üzerimden
kaldırılmıştı. Anında uyanmıştım. Daha gözlerimi açmadan elim
asamdaydı. Sırtım ağacın gövdesine dayalı, yüzüm ormana dönük, nereden
geldiği belli olmayan bir ışıkta yatıyordum.
Serin, taze havanın
boynuma ve yanağıma dokunuşunu hissettim. Asamı sıkıca kavrayıp dinledim
ve bekledim.
Gözlerimi odaklayamadım. Karanlık birden bire her şeyi
örttü ve bu karanlığın içinden, saçları yüzüme düşen, üzerime eğilen bir
siluet, yüzüme bakan bir erkek silueti belirdi önümde. Bu meleğimsi
yüzü nerede görsem tanırdım.
Matthew’du. Eski sevgilim.
Yüzü
benimkinden en fazla iki üç santimetre uzaklıktaydı. Serin ve yumuşak
eli, insanüstü bir kuvvetle asamı tutan elimin üzerine kapandı.
Kirpikleriyle yanağıma dokunarak, alnımı öptü.
‘’ Köpekbalığı suratlı
ucube… ‘’ diye lanetledim onu.
‘’ Olanları kontrol edemedim, Daphne.
‘’ sesi yalvarır gibi ama şerefli, meraklı ve etkileyici bir güçle
çıkıyordu, hal bu ki zayıf bir sesti, tonu çok gençti.
‘’ Seni
gördüm. ‘’ dedim. Şiddetle kurtulmaya çalışıyordum. Ama eli beni
kuvvetle tutuyordu ve sol kolumu altımdan çekip çıkarmaya çalıştığımda,
bileğimi yakalayıp oradan da tuttu.
İşte, daha önceden içime çektiğim
olağanüstü kokuyu yine duyuyor ve saçlarının yüzüme, boynuma dokunuşu
içimden utanmaz ürpertilerin yükselmesine sebep oluyordu.
Başımı
çevirmeye çalıştım fakat o, dudaklarını yanağıma yumuşakça, hatta
neredeyse saygıyla dokundurdu.
Boylu boyunca benimkinin üstünde yatan
vücudunu hissedebiliyordum. Kalbi, benim kalbime dokunuyordu. Beni
aşağılayan ve içimdekini ateşleyen ürpertilerden hareket edemez
olmuştum.
‘’ Benden uzak dur, pislik.’’ Diye fısıldadım.
Korkmuyordum, öfkeden kudurmuştum, ama yavaş yavaş, omuzlarımdan
başlayıp sırtımdan ve oradan da bacaklarıma yayılan, içimi parçalayan
heyecan fırtınasını durduramıyordum.
Gözleri parıldıyordu.
Gözkapaklarının titrediğini hissedebiliyor ama göremiyordum.
Porselene
benzetmiş olduğum teninin bana deyince bir tüy kadar yumuşak olduğunu
fark ettim. Ah, her tarafıyla tatlı ve sihirli maddelerle yapılmış bir
bebek gibiydi. Ete ve kana özgü o yumuşaklıktan çok daha yumuşak, yine
de ikisine özgü bir ateşle dolu. Bileklerimi tutarken aynı zamanda
okşayan serin parmaklarının içinden nabzıyla beraber sıcaklık yayıyordu.
Bütün
bu çılgınlığın ortasında, kendi karşı konulmaz arzumu kullanıp beni
çaresiz bıraktığına dair bir fikir oluştu kafamda. Yüzümü ateş basmıştı.
Bedenim ona hem karşı koymak hem de dokunabilmek için savaşıyordu, evet
sarılmak ama yine de savaşmak.
Arzumdan kuvvet alıyordu. Bunu
saklayamazdım. Ondan nefret ediyordum.
‘’ Neden? Ne için? ‘’ dedim,
kendimi ondan çekerek. Kafasını kaldırdığında saçları yüzünün iki
yanından üstüme dökülerek beni adeta bir koku denizinde boğdu. Bu
doğaüstü zevk nefesimi kesmişti.
‘’ Kalk üzerimden ve cehenneme geri
dön. Bana gösterdiğin bu merhametin anlamı ne? Bunları bana neden
yapıyorsun? ‘’
Gözlerimden süzülen bir damla yaş onun yüzüyle
buluştuğunda, endişeli bir şekilde bana baktığından emindim.
‘’
Bilmiyorum. ‘’ diye cevapladı zeki ve titrek sesiyle ‘’ Belki sadece
ölmeni istemediğim içindir. Şuna bir bak, burası tahmin edemeyeceğin
tehlikelerle dolu. ‘’ dedi göğsüme nefesini vererek. Kelimeler hızlanmış
gibi ardı ardına geliyordu.
‘’ Belki fazlası da var. Olan her şeyi
unut, hepsi kâbusmuş gibi, hiçbiri olmamış gibi unut; içindeki öfkeyi
terk et. ‘’
‘’ Kes! Çirkin yalanlarını duymak istemiyorum.’’ Dedim
kendimi tutamadan. ‘’ Öyle yapacağımı mı sanıyorsun? ‘’ dedim.
Başı
önüne düştü. Saçlarında yüzüyordum. Serbest kalmak için çabaladım, ama
boşuna. İmkânsız bir güce karşı koyamazdım.
Bir anda her şey karardı
ve tarif edilemez bir yumuşaklık kapladı bedenimi. Ve sonra aklımı alıp
götüren bir mutluluk seli…
Sanki çiçeklerle dolu, hafif rüzgârlı bir
çayırın ortasına düşmüş gibiydim, bu yerden ve bütün acılardan çok
uzakta. Nefes almasına izin verdim, dudaklarımı onunkilerden ayırarak.
Gözlerimi
açtığımda o da yanıma uzanmıştı sessizce; ezilmiş yapraklar ve şikâyet
etmeyen çiçeklerin üzerine düşmüş, dağınık saçlarıyla her şeyim. Ve
birden nasıl bir oyunun içinde olduğumu anladım.
‘’ Seni yok
edeceğim.‘’ dedim. ‘’ Yemin ederim yapacağım bunu. Seni cehennemin
ağzına kadar kovalamak zorunda kalsam da…‘’
Elimi tuttu. Ondan
kurtulmak için öyle uğraştım ki elim onun eline değdiğinde yanıyordu.
Başımı yukarı kaldırıp meleğimsi yüzüne baktığımdaysa bambaşka
duygularla titredim.
Bana sevgiyle bakarken gözlerinden yansıyan
sessiz anlam, sanki bütün elementlerin çılgınca karışması gibiydi.
Aklımı
toplamaya çalıştım. Hayır, hayır, tatlı rüyalara dalmak yok. Karmaşık
duygularım beni deli ediyordu. Sonunda acı dolu bir çığlık attım.
‘’
Şşş. Sus. ‘’ dedi üzgünce. ‘’ Öyle güzel ve öyle cesursun ki. ‘’
‘’
Bunları duymak istemiyorum. ‘’
‘’ Şşş ‘’ dedi tekrar, ‘’ Bütün
ölüleri ayağa kaldıracaksın. Bu neye yarayacak ki? ‘’ Sesi ne kadar da
hüzünlü, içten ve ikna edici geliyordu. Sadece sesi bile, bir perdenin
arkasından beni rahatlıkla kandırabilecek bir sesti.
Onun samimi,
kocaman ve yumuşak gözlerini daha net görebilmem için biraz geri
çekildi. Bir şaheserdi adeta. Öyle bir güzellik ki hedefine ulaşmak için
ne sihre ne de bir iksire ihtiyaç duyardı.
‘’ Evet ‘’ diye itiraf
etti, gölgede kalmış gözleriyle yüzümü süzerken, ‘’ sende öyle bir
güzellik görüyorum ki kalbimi sızlatıyor. ‘’ dedi.
Mücadele ettim.
Cevap verecek değildim. Bu gizemli cehennem ateşini besleyecek değildim.
Gözlerimi açıp kapayıncaya kadar yanıma geldi. Tanrım, ona bakamıyordum
bile. Karşısında eriyip gidebilirdim.
‘’ Sevgilim, buradan bir an
önce gitmelisin, güvende olduğun yere. ‘’ Alnıma bir öpücük kondurdu ve…
Gitti.
Sırtüstü
yatıyordum ve bileklerim onun ellerinin baskısından ağrıyordu.
Gökyüzünü, yattığım yerden neredeyse göremiyordum. Yasak Orman’da
yalnızdım. O yoktu. Ve ben kirlenmiştim, tüm bedenim kirlenmişti. Ruhum
paramparça olmuştu.

~ word'de yazıp kopyaladığım için sayfa düzeni böyle çıkıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Discordia
Kıdemli Üye
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 310
En belirgin özelliği : Creative power of a Goddess
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Lyudmia Ivashkov.   24/5/2010, 17:02

Betimleme 13/15
Akıcılık 7/10
Yazım/İmla 5/5
Hayal Gücü 10/10
Uzunluk 10/10

Toplam: 45.

_________________
[list]
Nightsun rises.
[/list:u]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Lyudmia Ivashkov.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com