Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Angela Zoéy Queen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Angela Zoéy Queen
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 2
Savaş Tarafı : KARANLIIIK !!!
RP partneri : yok ama olmak isteynelerr ????? =)
Kan Durumu : Safkann tabikii Very Happy
Quidditch Konumu : daha değil ama olmak isterim =)
Ruh Hali :

MesajKonu: Angela Zoéy Queen   11/5/2010, 14:26

1. rpm

Saat sabahın beşiydi, başucuma yerleştirdiğim parlak kırmızı saatime göre... Onun yalan söylüyor olmasını diliyordum, ama aynı birkaç saat sonra midemde karşı konulmaz bir bulantıyla Quidditch sahasında süzülmekte olacağım gerçeği gibi, bu da gerçekti. Ter içinde kalmış alnımı yumuşacık yastığıma dayadım ve altın Snitch'i ararken yüzümü kamçılayacak rüzgarın da yastık kadar nazik olmasını diledim... Bir dilekten ibaret olduğunu bile bile...'Herzaman yaptığını yapacaksın sadece, her zaman yaptığını...' Kafamın içinde dönüp duran ses tanıdıktı. Benim bir parçam... En sevmediğim
parçam...Her zaman ne yapıyorum ki ben? 'Altın Snitch'i süpürgenin eskiliğiyle zıtlığa düşen bir hızla yakaladın Angy. Hatırlamıyor musun?'Elbette hatırlıyordum. İlk antremanımda rekor sayılabilecek bir hızla yakalamıştım Snitch'i, süpürgem bir yana, narin parmaklarımla da tezat yaşayan bir hamleyle hem de...Ama bu yeterli mi? Ona karşı...Ses susmuştu. Adi! Eric'e karşı ne şansım vardı ki? Muhteşem ateşoku, kaslı vücuduyla Eric... Onun yanında bir hiçtim ben, hiç... Karşı konulamayacak kadar muhteşemdi o. Onun rakibi de olamazdım, sevgilisi de...Ah, Eric! Beni deli ediyordu. Platin sarısı saçları, bir Yunan tanrısını bile kıskandırabilecek güzellikteki yüzü, müthiş zekası, ses tonu, her şeyiyle, beni deli ediyordu!Titreyen parmaklarımı alnıma dayadım, alev alev olmuştu! Vücuduma dolanmış yorganımdan süzüldüm ve pembe, pofidik terliklerimi giydim. Kızlar tuvaletine vardığımda suyun yüzüme temasından başka birşey düşünemez haldeydim. Öyle ki, buz gibi basınçlı suyu yüzüme sıçratırken biraz olsun rahatladığımı hissettim.İnce parmaklarımla ovuşturduğum açık mavi gözlerim, aynadaki yansımasıyla kesiştiğinde irileşti. Lanetolsun! Berbat görünüyordum. Altın sarısı saçlarım dört bir yana dağılmış, bana perişan olmuşum havası vermişti. Sararmış yüzüm, çökmüş gözlerimle gerçekten de berbat durumdaydım.Daha fazla bakmaya dayanamadım ve kendimi Hufflepuff kızlar yatakhanesine attım
tekrar. Darmadağın olmuş giysilerimin arasında bir düzen kurmuştum ki,
Quidditch formamı bulmam çok da zor olmadı. Bir çırpıda giyindiğim formam, Gümüş Ok'um ve beni mahfeden midemle Büyük Salon'daydım birkaç dakika sonra...Az da olsa alkışlanmıştım, ne hoş... Revanclaw'ların yuhlamalarını umursamazsam tabii... En iyi arkadaşım Isebella'nın yanına vardığımda kusmamak için kendimi zor tutuyordum."Birşeyler yemelisin..." dedi endişe içinde beni süzerken."Yiyorum ya!" diye mırıldandım, tabağımdaki üç zeytini süzerek.Beni sert bir şekilde süzdü ve tabağıma masada ne varsa yığdı Isebella, klasik tavırları işte..."Bella..." dedim yalvarırcasına bir ses tonuyla,
"İstemiyorum, lütfen..." "En azından şunu iç!" dedi ve elime koca bir bardak balkabağı suyu sıkıştırdı. Onun hatrı için içtim, ama mide bulantıma pek bir faydası dokunmadı."Takım! Buraya!"diye bağırdığını duydum takım kaptanımız Melanié'nin.

Titreyen bacaklarım üzerinde dikilmek zor olmuştu, öyle ki soyunma odasına
vardığımızda kendime hayret ettim. Oraya varana kadar bayılacağımı düşünüyordum.. Melanié heyecan içinde birşeyler anlatırken aklım başka yerdeydi, duymadım. Upuzun konuşmasının sonunda "Haydi!" diye çığlık attı, gereğinden fazla heyecanlı bir şekilde. "Göreyim sizi!"Bundan sonraki herşey bir kaos halinde yaşandı sanki. Beni sürükleyen takım,çığlıklar, yüzüme saplanan yağmur damlaları...Hakem topları barındıran sandığı getirdiğinde başım dönüyordu. Sert bir şekilde ayağımı yere vurdum ve havalandım.

Sonra...Bütün korkum geçti. Uçuyordum işte, her zamanki gibi... Hiçbir sorun yoktu artık. Gözlerimi (aşkım) Eric'e diktim ve gülümsedim. O da bana gülümsedi! Bundan daha iyisi olabilir miydi?Havaya salınan Snitch ilk önce benim etrafımda döndü, sonra Eric'in... Ardından da hiçliğe karıştı. Düdük sesi kulağımda çınladığı anda yükseldim ve sahayı turlamaya başladım. Birkaç dakika hiç hız kesmeden turladım. Bir ara durdum. bana ve yanımdaki -arkası dönük olan-Erik'e doğru süratle gelen bludger i gördümne yapmalıyım? diye düşündüm. Ya ona seslencem kendisi çekilcek,onu iticem yada durup ona çarpmasını beklicem . Şimdi düşünme sırası değildi. Kaç sn bile düşündüğümün farkında değildim ama mutlaka onu kurtarmalıydım. Hiç düşünmeden hemen süpürgemi Eric'e çevirdim ve onu kenara ittim. Onu
kenara iterken bludger bana çarptı. Ve herşey siyaha boyandı...

2.rpm

Cam ve çelikten heybetli yapı,gökyüzünü tehdit eden ışıltılı bir iğne gibi yükseliyordu.Şehir merkezindeki en pahalı konutları barındıran Londra'nın yeni gökdeleni Metropole,yetmiş yedi katlıydı.En lüks dairesi, yetmiş yedinci katındaydı.Bina henüz yeni olduğundan yerden tavana kadar uzanan muazzam pencerelerden görünen yıldızlar,çıplak mermer zeminden yansıyordu.Muhteşem manzaraya rağmen pencerenin önünde duran Trisha bundan pek etkilenmişe benzemiyordu.Pencerenin önünden ayrılıp odanın öbür tarafına yürüdüğünde topuklu ayakkabıları mermer zeminde yankılandı.İnce,güzel yüzünde hiddetli bir bakış vardı.En küçük bir şeyde bile sinirlenirdi Trisha. "Hala hazır değil misin?" diye sordu bir elini kızıl saçlarından geçirirken. "Nerdeyse bir saattir burdayız." Yere diz çökmüş duran genç,sinirli ve ters bir tavırla onabaktı. "Sorun bu mermer.Tahmin ettiğimden daha sert.Pentagramı çizmeyi zorlaştırıyor." dedi gergince.Trisha hiddetle ona baktı ve "O halde pentagramı geç." dedi ince sesiyle.Soğuk,buz mavisi gözleriyle onu süzüyordu bu arada.Genç çocuk yutkundu ve dar kürek kemiklerinden dışarı çıkan zarımsı siyah kanatlarını huzursuzca çırptı. "Pentagram,iblis uyandırma ayininin gerekli bir parçasıdır.Bunu biliyorsunuz bayan.O olmadan..."dedi titreyen bir sesle. "Korunmuyoruz.Bunu biliyorum Daniel.Ama artık hallet şunu.Sen daha beş köşeli yıldızın yarısını çizene kadar bir iblisi uyandırabilen,onunla konuşan ve sonra tekrar cehenneme geri gönderen insanlar tanıyorum ben." dedi Trisha.Bunun için zamanı yoktu.Her şey bir an önce gerçekleşmeliydi.Böylece hakimiyeti tekrar elinde tutacak ve onu cehenneme yollayanlardan öcünü alacaktı.Daniel cevap vermedi.Bu kez daha gayretli bir şekilde mermer üzerinde çalışmaya devam etti.Alnında ter birikince eliyle dağınık saçlarını geriye itti.Sonunda hafifçe doğrulup derin bir nefes aldı ve "Tamam." dedi sakin bir şekilde.İşin zor kısmı işte şimdi başlıyordu.Trisha "Güzel...Çok güzel." dedi memnun bir şekilde.Daniel çekingence baktı Trisha'ya. "Param..." Trisha ona cevap verdi. "Sana söylemiştim.Paranı ben Ilgandom'la konuştuktan sonra alacaksın." Daniel ayağa kalktı ve ceketini çıkardı.Dev,siyah kanatları esnedi.Alevlerin çıtırtısına benzeyen bir sesle, latince bir şeyler söyleyerek çizdiği pentagramın üzerinde saatin ters yönünde dönmeye başladı.Bir düzine dev pencerenin her biri,alev almış beş köşeli yıldızı yansıtıyordu şimdi.Pentagramın içinde şekilsiz siyah birşeyhareket etti.Daniel elleri ile havada birşeyler çiziyor ve artık ilahiyi
daha hızlı söylüyordu.Parmaklarının geçtiği yerlerde mavi alevler yanıyordu. Trisha ise onu büyülenmiş gibi izlemekle meşguldu.Trisha latince bilmezdi ama Daniel'ın tekrarladığı ilahiyi anlamasına yetecek kadar kelimeleri tanıyordu; Ilgandom,sana gelmeni emrediyorum.Dünyalararası alandan,sana gelmeni emrediyorum.Beş köşeli şeytan yıldızının içinde siyah bir duman belirdi ve genç bir adam formunu aldı.
"Kim beni öteki dünyalardan buraya çağırdı?" dedi Ilgandom alev çıtırtısını andıran karanlık bir sesle.Daniel "Ilgandom." dedi iblis efendisine yakışır bir şekilde. "Ben iblis efendisi,sana gelmeni emreden
bendim."
Bir an sessizlik oldu.Ilgandom güldü.Bu gülüş asit gibi yakıcıydı. "Aptal iblis efendisi." diye hırladı. "Aptal olan sensin.Ben seni serbest bırakana kadar bana itaat edeceksin." dedi Daniel.Seside kanatları gibi titriyordu. "Edecek miyim?" Aniden dairenin zemini yarıldı ve pentagramın bir kısmı bozuldu.Trisha ise bunları rahat bir biçimde izliyordu.Daniel bir çığlık
attı ve sendeledi.Kapıya ulaşmaya çalışmıştı ama aynı anda Ilgandom onu
kül etmişti bile.İblis Trisha'ya döndü.O ise hala çok rahattı.
"Bu iblis efendisi çocuğa beni çağırması için para verdin ve ona neler yapabileceğimi anlatmadın mı?" dedi Ilgandom."Doğru tahmin ettin." dedi Trisha.Ilgandom kıskanç bir hayranlıkla konuştu. "Bu akıllıca..."Trisha iblise doğru bir adım attı
cesurca.Bunların olacağını biliyordu.Bu onun suçu değildi gerçi ama Daniel'ın yoldan çekilmesi gerekiyordu.
"Evet oldukça zekiyimdir.Bundan sonra senin efendinim.Bana itaat etmezsen sonuçlarına katlanırsın." dedi Trisha kararlı bir
sesle.İblis bir an sessiz kaldı.Sonra resmi bir tavırla yere çökerek
"Hizmetinizdeyim...Leydim?"Bu Trisha'nın hoşuna gitmişti.Kesinlikle.Trisha
gülümsedi.
"Ben Trisha.Kısaca Azrail diyebilirsin."

ohh be bitti xD Very Happy bekliyorum =))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Angela Zoéy Queen   11/5/2010, 17:48

Rp'niz çalıntı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Angela Zoéy Queen
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 2
Savaş Tarafı : KARANLIIIK !!!
RP partneri : yok ama olmak isteynelerr ????? =)
Kan Durumu : Safkann tabikii Very Happy
Quidditch Konumu : daha değil ama olmak isterim =)
Ruh Hali :

MesajKonu: Geri: Angela Zoéy Queen   11/5/2010, 18:09

hyr sadece diğer sitelerde de var. bakın istersenz başka sitelere
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Angela Zoéy Queen

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın