Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Jane Proteus

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Jane Proteus
Slytherin I. Sınıf


Kadın Mesaj Sayısı : 7
Yaş : 24
En belirgin özelliği : İnat ve intikam.
Savaş Tarafı : Karanlık Taraf
Kan Durumu : Safkan
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
42/50  (42/50)

MesajKonu: Jane Proteus   1/5/2010, 12:04

YAĞMURLU BEKLEYİŞ ^^

Pencerenin kenarların gelen rüzgârın çıkardığı ses gittikçe kuvvetleniyordu. Küçük odada 3 tane siluet vardı. Bir tanesi pencerenin kenarında başını cama yaslanıyordu. Diğer ikisi ise başka köşelerde oturuyorlardı. Oda oldukça loştu.
Pencereye vuran yağmur damlalarının çıkardığı sesi dinlerken gözlerini yere dikmişti. Sanki odadakiler için hayat durmuştu. Uzun bir süre sadece kıpırdamadan öylece durdu. Daha sonra içini çekip ayağa kalktı. Ayağa kalkmasıyla beraber yer döşemesinden tahta sesleri geldi. O sırada gözlerinin altının ıslak olduğu belli olmuştu. Ağlamış mıydı? 3 günden beri ulaşamadığı arkadaşı “Eleana” için bekliyorlardı. Neredeydi kim bilir? Burnunu çekti. Hiç bu kadar ağlamamak için kendini sıktığını hatırlamıyordu. Annesi öldüğünde daha 3 yaşında olduğundan sadece annesinin bir gün geri geleceğini beklemekle yetinmişti.
Odada başını cama yaslamış olan siluet hareket etti. Arkasına dönüp Ophelia’ya bir bakış attı. Ophelia bakışlarını kaçırarak tekrar burnunu çekmişti. Kimse konuşmuyordu. 3 günden beri uyuyamamışlardı. Neden böyle yapmıştı? Haber vermeden bir yere gitmezdi. Of Elen of!
Sonunda soğuk ve tiz bir ses konuştu. Konuşurken tek elini beline koydu. Bu bir bayandı. Ve odadaki diğer kişilere tek tek baktı.
"Umudu kesmeliyiz! 3 günden beri ortada olmadığına göre ve hala sihir basınına bir şey ulaşmadığına göre-". Sözleri yarıda kesilmişti. Ophelia, sesi hiç olmadığı kadar öfkeli çıkıyordu: "Ne, ne demek istiyorsun Lily? O geri dönecek, belkide sadece biraz insanlardan uzak kalmak istemiştir!". Odanın diğer köşesinde oturan adam kıpırdamıyordu. Ellerini göğsünde birleştirmişti. Saçlarının az oluşu aslında yaşlı olmasından değildi. Hayat onu bu hale getirmişti. Sessizce onları dinliyordu. Tıpkı hayata da sessizce baktığı gibi. Adı Lily olan bayan hızla konuşmaya girdi. "Tabi kesinlikle öyle olmuştur! Daff biraz mantıklı düşün! O bir çocuk değil evden kaçması saçma değil mi? Tanrı aşkına hala geri dönebileceğini mi düşünüyorsunuz? Belki de biri tarafından lanetlenmiştir.". Ophelia, Lily’nin sözlerini bitirmesinin ardından “lanet” kelimesini duyunca içinde bir burukluk oluştu. Tıpkı annesini bekler gibi umut ederek Elen’ı bekliyordu. İçindeki bu burukluk gözlerinin dolmasıyla anlam kazanmıştı. Haklı olmalarını istemiyordu. Çünkü ikinci bir kayıba asla hazır değildi. Sonunda odadaki adam kısık bir sesle konuşmaya başladı. "Lily. Lütfen biraz sakin olun. Bütün büyü dünyasının bu olaydan haberi var, eğer başına bir şey gelmiş olsaydı kesinlikle bize haber gelirdi."
Bu sözlerden sonra kimse konuşmadı. Sadece herkes düşüncelerine gömüldü. Ophelia küçük odanın içerisinde tur atıp duruyordu. O yürüdükçe yer döşemesinden sesler gelmeye devam ediyordu. Yağmur şiddetini gittikçe artırmıştı. Ophelia, ara sıra yerlere değen elbisesinin eteğini tutuyordu. Lily ise tekrar cama dönerek başını yasladı. Odadaki seyrek saçlı adam ise gene sessizliğe bürünerek gözlerini yere dikti. Nedir bu sessizlik? Ölüm sessizliği gibi! Neden kimse Elen’a bir şey olmadığını söylemiyordu?
1 saat kadar süre geçtikten sonra küçük odanın kapısı sert bir şekilde vuruldu. Buranın bir baraka olabileceği kesindi. Küçük ve tek bir odadan oluşuyordu. Kapının vurulmasıyla herkes dehşete düşmüştü. Ophelia olduğu yerde durdu. Bir an için odadakiler birbirine bakındıktan sonra, hepsi birden asasını çekti. Ophelia kapıya yaklaşarak. "
Şifre?". Kapının ardından bir genç kız sesi titrek bir tonla. "Asanın içindeki tozun asaleti!". Ophelia hızla kapıyı açtı. Karşısında soğuktan üşümüş ve titreyen bir genç kız duruyordu. Sarı saçları yağmurdan dolayı sırılsıklamdı. Hızla içeri girdi. Daha fazla dursaydı soğuktan ölecekmiş gibi gözüküyüordu. Derin soluklar alıyordu. Lily hızlı bir şekilde yanına geldi, korkuyordu ama meraklı bir ses tonuyla. "Haber var mı?". İçeri giren genç kız üzerindeki ıslak kabanı çıkarttı, saçlarının suyunu sıkar gibi bir hareket yaptıktan sonra, ellerini birbirine sürttü ve odadakilere bir göz attı. Odanın diğer köşesindeki adam yerinden kalkmamıştı. Sanki tehlikeyi umursamıyordu. Ya da neler olup bittiği umurunda değildi. İçeri giren kız mavi gözlerini Gözleri ona bakarken. "Haber yok, yani ne ölüm ne de yaşam belirtisi henüz malasef yok. Beklemekten başka çaremiz yok. Yalnız-". Sözlerini yarıda bırakmıştı. Bir kaç saniye gözlerini Ophelia’dan Lily’e çevirdikten sonra. "Tuhaf bir durum var, son 3 günden beri ne Karanlık taraf ne de Aydınlık taraf çatışma yaşamamış. Karanlık taraftakiler 3 günden beri ortalıkta gezinmiyormuş. Kaçırılma olasılığı ne kadardır?". Ophelia’nın gözleri dolmak üzereydi. Bunu engellemek için burnunu çekti. Bugüne kadar kimse onu ağlarken görmemişti. Odadaki en güçlü görünen kişiydi. Yada görünmeye çalışan... Ama içinde hep bir burukluk ve acı taşıyan kişi de o’ydu. Ophelia birkaç dakika düşüncelerine gömüldükten sonra tiz bir sesle. "Dasha. Teşekkürler her şey için!"
Odadaki 3 kişi aynı anda anlamsızca ona baktı. Sanki her şey bitmişti veya oyunun sonuna gelmişlerdi. Ağzından çıkan kelimelerden sonra sessizliğine tekrar gömüldü. Hayat acı çektirmek için çabalarken, savaşmak gerçekten zordu. Ama daha yolun başındayken pes etmek, saçmaydı. Odanın diğer köşesinde hiç kıpırdamadan duruyordu. Herkes bu kadar pes edeceğini hiç beklemiyordu. Sarı saçlı olan kız ona doğru yaklaştı. Ama Ophelia koltukta duran adama yaklaşarak. "Bernard, onu kaybetmeyeceğiz değil mi?". Adı Bernard olan adam başını Ophelia’ya ya çevirdi. Yüzünde zorda olsa bir gülümseme belirmişti. Başını sallayarak kızın ellerini tuttu. "Hayır, kaybetmeyeceğiz, elbet ulaşacağız ona. En büyük ihtimal kaçırılma bile olsa, ona ulaşacağız!". Sözleri net bir ses tonuyla çıkmıştı. Ophelia,Bernard’ın ellerini okşadıktan sonra arkasında dönüp Dasha ve Lily’e baktı. Güven duygusu ilk defa odada belirmişti. Herkesin gözlerinin içindeki umut ışığı görülebiliyordu. Ophelia kızların her birine baktıktan sonra gözlerini cama çevirdi. "Bekleyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz ve kaybetmeyeceğiz!". Sözlerini bitirdiğinde Dasha ve Lily başını salladı. Ophelia, Bernard’ın ellerini bıraktıktan sonra pencerenin yanına gitti. Hala yağmur şiddetli bir şekilde yağıyordu. O anda gözlerinin önünde bir sahne belirdi.

“Acı çığlıklar geliyordu kulağına. Odanın kapısında küçük bir kız çocuğu sağ elinde tuttuğu oyuncak bebeğini yere düşürdü. Ağzından sadece "Anne" kelimesi çıkmıştı. Kimse onu duymamıştı, fark etmemişti. Annesinin çığlıkları gittikçe fazlalaşıyordu. Sesi kısılmaya başlamıştı. Küçük kız ağlamıyordu, sadece hafiften açılan ağzını kapattı. O anda odadaki bütün sesler kesildi. Annesi yere yığılmıştı. Odanın diğer köşesinde pis bir gülüşle kahkaha atan kişi havaya asasıyla haykırdıktan sonra bir ışık bıraktı ve oradan cisimlendi.”

Yağmur yağmaya devam ederken annesinin öldürüldüğü gece gözlerinin önüne tekrar gelmişti. Burnunu çekti ve arkasına dönüp odadakilere baktı. Hepsinin gözlerinin içindeki umudu gördükçe kendini daha iyi hissediyordu. Gerçekten inanmak kimi zaman işe yaramayabilir ama Tanrı her zaman inananların yanındadır. Karanlık yada aydınlık bir gün ne fark eder her ikiside hayatın içindendir. Yaşamak için mecbur olmak, acı çekmek... Tekrar gözlerini camdan dışarıya çevirdi ve umutla beklemeye başladı. Tıpkı annesini beklediği geceler gibi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Neytiri Omaticaya
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 52

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Jane Proteus   2/5/2010, 22:51

Betimleme 13/15
Akıcılık 10/10
Yazım İmla 4/5
Hayal Gücü 5/10
Uzunluk 10/10

Toplam; 42
.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Jane Proteus

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Bir blog yaratın