Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Sleet

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Sleet Norabel
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 21
Yaş : 24
En belirgin özelliği : Kaçmak?
RP partneri : O'ndan da kaçmış olabilir miyim? Neden olmasın!?
Kan Durumu : Safkan
Asa : Ölümün Nefesi
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
48/50  (48/50)

MesajKonu: Sleet   19/4/2010, 19:09

Yağmur, bütün öfkesini kaldırımlardan çıkarırken kendimi apartmanın dışına zor attım. Dış kapının paslanmış demirlerinden destek alarak başardım ayakta durmayı. “Meleğim!” sözleri kulaklarımda çınlarken az önce mutlulukla geçtiğim sokağa baktım. Hani insan kendi üzgünken etraftaki herkesin de öyle olduğunu sanar ya, işte o şekilde görmek istedim ben de, buğulu gözlerimin ardından. Oysa el ele geçen çiftler, kahkahalar atan gruplarla karşılaştım. Hayat devam ediyordu her şeye inat. Benim aksime herkes mutluydu, umutluydu. Birkaç dakika öncesine dönüp o sokaktan geçtiğim anda sıkışmayı öyle çok istedim ki… Tıpkı onlar gibi mutlu, umutlu olmayı. Ama şimdi umut etmenin hayattaki en büyük aptallık olduğu fikrine kapılmıştım.

Orada ne kadar süre durduğumu bilmiyordum. Belki de içten içe peşimden gelip, “Her şeyi yanlış anladın.” Demesini bekledim. Adımımı mutlu sokağa attığımda daha fazla engel olamadım birikmiş hüzünlerime. Gözyaşlarımı benden bile saklayan yağmura minnettardım. Güçlükle yürümemin, daha fazla ıslanmama sebep olmasına rağmen elimde sımsıkı tuttuğum şemsiyeyi açmadım. Aslında onu düşünecek kadar kendimde bile değildim. Paltomun siyahlığıyla uyum sağlayan uzun kızıl saçlarım dikkatleri üzerime çekti. “Deli mi acaba?” gibi fısıldaşmalara aldırmadan ilerliyordum gittiğim yerden habersiz. Yüreklerinin esiri olmuş, zekâsını kullanamayan insanlardan farkım kalmamıştı, biliyordum. Üstelik hayat iyi bir poker oyuncusuydu. Eliniz iyi gelmiş olsa bile yenilebilirdiniz. Bir de benim elim baştan kötüydü… Neye güvenerek mutlu olmayı düşlüyordum ki?

Yürüdüğüm sokak daralmaya başlarken daha fazla ilerleyemeyeceğimi anladım. Yağmurun ıslatmış olduğu merdivenlere otururken teselli edici bir dost omzu arıyordum. Oysa ben üç yıl önce terk etmiştim en vefalı dostumu, kurtarıcı meleğimi… Eskiden cüzdanımın köşesine sakladığım paketleri düşününce karanlık bir tünelin ardındaki ışığı gördüğümü hissettim. Ama bu olsa olsa kısa bir süre yaşanan aydınlığın karanlığa dönüşü olurdu. Yanaklarımdan aşağı yuvarlanan gözyaşlarını silip cüzdanımı buldum. Beyaz derisini elimdeki çamurla kirlettiğimde bir benzerinin de aynı beyazlıktaki yüzümde olduğunu anladım. Her şeyin daha normal olduğu bir zamanda bunu umursayabilirdim ama şimdi tek derdim kurtarıcım olmuştu. Cüzdanın her yerine bakarken “Lütfen…” diye sessiz bir dua gönderdim. Belki şansımın yaver gitmesi belki de Tanrı’nın dualarımı kabul etmesi, ona kavuşmamı sağlamıştı.

Avucumun içinde duran kâğıda sarılmış savaşçımı sımsıkı tuttum elimde. Artık nefes almanın verdiği acıdan kurtulma şansını bulmuştum. Ellerim titrerken açtığım kâğıda, benim yerime bütün acılarımla savaşacak eroine baktım. Uzun süredir ayrı kaldığım dostuma, kardeşime kavuşurken onun, bu yılların acısını çıkaracağını tahmin etmemiştim. Toz, bütün vücudumda uyuşukluğa sebep olurken merdivenlere yığılıp, intikamını almasına gözüm kapalı razı oldum.

-3 yıl önce-

İki gün boyunca eroinden uzak kaldım. Hem parasızlık hem de bağımlı olmadığımı kanıtlamaktı amacım. Hogwarts’tayken bile bu kadar ayrı kalmamıştım tek dostumla. Gerçi o zamanlar o kadar tutkuyla bağlı değildim ona ama arada hasret gideriyorduk. Hogwarts’tan mezun olur olmaz kendimi eroinin kollarında buldum. Onunla yolculuğumuz anne karnında başlamıştı. Annemi benden ayırsa da sonumun eroinin yanı olacağını biliyordum. Oysa kollarıma bakan herkes, bağımlı olduğumu söyleyebilirdi. Bizimkisi tutkulu bir kaçamaktı. Ama tek yaptığım kendimi kandırmaktı, o zamanlar bunu bilmiyordum.

Büyücülerin sık sık takıldığı Muggle sokağında yürürken etraftaki herkes dönmeye başladı. Tanrım, biri şurayı duydursa daha iyi olmaz mı? Gözlerim kararırken, aslında üşümem gerek havada terlemeye başladım. Terle birlikte gelen titremenin ardından tam olarak ne yaşadığımı anlamıştım. Yoksunluk krizi! Ah, Tanrım bu kadar insanın önünde olmaz, olmamalı. Derin nefesler alıp, geçmesini dilerken kendimi güçlü kolların arasında buldum. Belki de adımlarımı daha yavaş atsaydım ya da o, hemen şuradaki kapıdan çıkmasaydı şuan bu acıyı çekiyor olmazdım. “Şşt. Gel benimle.” Ses derinden geliyordu ve zihnim kelimeleri güçlükle algılıyordu. Titreyen dudaklarımı aralamayı başardığımda “Eroin.” Diyebildim, fısıltı halinde. Beni tutan güçlü kollar hızla yanımızda duran apartmana taşıdı titreyen bedenimi.

Her şey geçtiğinde, eroine kavuştuğumda gözlerimi masmavi gözlere açtım. Artık titremiyordum ve konuşma yetimi geri kazanmıştım. Ama benden önce o davrandı. “Ne kadar zamandır kullanıyorsun?” İşte o soruyla birlikte hiç tanımadığım bu adama eroin hikâyemi anlattım. Anne karnında başlayıp, herhangi bir sokakta bitecek olan hikâyeme… Beni sessizce dinlerken zaman zaman başını iki yana sallıyordu. İlk ama son olmayacak bu krizle tanıştığım kuzgun karası, kıvırcık saçlı bu çocuk hayatımı eroinin sinsi pençesinden kurtarıp, küçük kalbimi kendi şefkatli ellerine aldı.

* * *

Eroin sahneyi değiştirirken, intikamını en sevdiği şekilde almaya başlıyor. Yavaş yavaş ve acı dolu…

-2 saat önce-

Aynanın karşısına geçip Josh’ın en sevdiği elbiseyi giymiş halime baktım. Gözlerimle uyum sağlayan buz mavisi straplez elbiseyi ilk defa giymiştim. Eroinden sonraki üç yılda, lekeler bıraksa da geçmişti kollarımdaki morluklar. Sonunda o elbiseyi üzerimde görecekti. Heyecan içinde dışarı çıktığımda yağmur yüzünden şemsiye almak için geri döndüm. Belki de o şemsiye için geri dönmeseydim, bir başkasını Josh’ın kollarında görmeyecektim. Özenle taradığım saçlarım ıslanmasın diye şemsiyeyi açtım ve herkes gibi mutlulukla ilerledim. Oysa dönüş yolunda o şemsiyeye ihtiyacım olmayacağını bilmiyordum bile… Gördüğüm herkese gülücük saçtım. Ama bilseydim o sokaktan ağlayarak geçeceğimi…

Apartmana heyecan içinde girip merdivenleri tırmandım. Meşe kapıyı açtığımda korkunç manzara tam karşımdaydı. Benim olmam gerek yerde bir başkası vardı.

* * *

“Hayır!” Eroin intikamına son verdiğinde kendimi tanıdık kollarda gözyaşları içinde buldum. İstemeden kokusunu içime çektim. “Lanet olsun! Yine mi o?” derken sığınağıma küfür ediyordu, sanki bunların hepsi kendi yüzünden olmamış gibi. Ellerimi merdivene koyarak kollarından sıyrıldım. “Bırak beni!” diyebildim sadece ama gözlerim içimden geçenleri anlatıyordu. Üstelik Josh, onlardan anlam çıkarmakta ustaydı. “Özür di…” Daha fazla duymak istemeyerek sözünü kestim ve “Her şeyi gördüm. Bahanelere ihtiyacım yok.” Dedim yere saçılmış eşyalarımı toplayarak. O hala bir şeyler söylerken gözyaşlarımı da alıp bir daha dönmemek üzere ilerledim tıpkı benim gibi boş olan sokakta. O gün bunun, eroinin bana karşı kazandığı son zafer olmayacağını anlayamamıştım.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Neytiri Omaticaya
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 52

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Sleet   21/4/2010, 20:26

48.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sleet

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com