Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

Morlént, Nepthys.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Nepthys Morlént
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 5

Seviye
Rpg Gücü:
34/50  (34/50)

MesajKonu: Morlént, Nepthys.   20/8/2009, 18:33


" Gönüller birdir, insanlar ayrı olsa da, yaşananlar güzeldir mazide kalsa da, umurumda değil dünyalar yıkılsa da biz dostuz unutmayız uzakta olsa da... "



Kitabın Pembe kapağını açtı ve Bir Ağacın altına oturup Beyaz Sayfalardaki Mor Yazıları okumaya başladı. Sessizce süzülüyordu yaşlar gözlerinden ve yanaklarındaki derin çizgilerde kayboluyordu. Etrafındakilere belli etmemeye çalışıyordu. Herkesin üzüntüsünü ifadesi başkaydı tabi ama o biliyordu ki bu acı onun acısıydı ve etrafındakilerin bunu anlamasını bekleyemezdi. Kim teselli edebilirdi ki yüreğindeki acıyı, teselli etmeleri de gerekmiyordu. O bu acıyı da yaşamalıydı dostluğu yaşadığı gibi. Kaybettiği 50 yıllık dostuydu. İyi gün, kötü gün, bir ömürdü paylaşılanlar. Bir sürü yaşanmışlık gizlenmişti gözyaşlarına… Mutluluklarını paylaştığı anları anımsadı birden ve mutluluk gözyaşlarını... Huzursuz Bakışlar... Yaşamda denge vardı ve şimdi acının gözyaşlarıydı akanlar. Olsun buda yaşanmalıydı. Öyle kıymetliydi ki kaybettiği dostu, her şey değerdi ona.. Bu acıda ona aitti.. Yaşamalıydı... Cenaze katılımcılarıyla yavaş yavaş ilerlemekteydi. Onu görebileceği bir mesafeden izliyordu ve onunda onu izlediğini biliyordu. Ölüm var mıydı? Nereye gidiyordu sevgili dostu!.. Yaşarken de çok severdi seyahat etmeyi, işte buda bir başka seyahat değil miydi. Zihni onunla ilgili anılarla dolup taşıyordu, hangisi önceydi, hangisi sonraydı. Ne çok anısı vardı hatırlanacak ve ne çok an varmış yaşanmışlığın ardında zihinde kalan. Sevinç duydu birden, ne mutluydu ki onca anı ile onu hep içinde yaşatacaktı. Onun seyahate çıktığını düşünecek ve onu beklemeyecekti. Öyle ya bazen dostlar ayrılır ve tekrar karşılaştıklarında bıraktıkları yerden yeniden devam etmezler miydi.. Bunu da öyle bir şey gibi düşündü ve belki artık bu yaşamda değil ama bir başka yaşamda yeniden bıraktıkları yerden başlayabilirlerdi. Kim bilir? Onu nerede olsa tanırdı !!!! Ya onu hiç tanımasaydı , ya hiç hayatında olmasaydı. İşte o an acının yerini büyük bir hüsran ve kaybetmişlik duygusu sardı. Gerçekten kaybetmek buydu, hiç tanımamak. Oysa ki o onunla tam 50 yıl paylaşmıştı. Dolu dolu bir hayatta her şeyiyle.. İnsanın her ne yaşarsa yaşasın yaşadıklarını özgürce birisiyle paylaşabilmesi ne hafifletici bir duyguydu, Kalbinde bir kıpırtı oldu. eleştirilmeyeceğini bilmek, her haliyle, doğrusuyla yanlışıyla, iyisiyle kötüsüyle her haliyle kabul görmek. Ve hep sevildiğini hissetmek! Sır kalmaz aranızda, maskeler yoktur, duyguların en derinine inersiniz ve sizi dinler, dinler… İşte böyle biriydi o onun için... Gecenin bir yarısı ihtiyacı olduğunda, uykunun ortasında bile o sıcacık sesini duyardı… ne kadındı ne erkek.. Siz neyseniz oda o olurdu. Kocaman sevgi dolu bir yüreği vardı , aklından evvel gelirdi duyguları ve hissettikleri. Acıysa acıyı, sevinçse sevinci coşkuyla yaşardı benliğinde ve yansıtırdı cömertçe…. Peki bunca paylaşılmışlığın, yaşanmışlığın içinde o ona sevgisini belli edebilmiş miydi? Hepimiz yaşamın hızı ve karmaşasında, zihnimizdeki önceliklerimiz, yaşamdaki önem verdiklerimiz derken zamana sıkışmış anlarımızda sevgiye yer verebiliyor muyuz? Yoksa her şeyi ertelediğimiz gibi bir kaç sevgi sözcüğünü, bir sıcak kucaklaşmayı, ten temasını, sesin büyüsünü unutuyor muyuz? Hiç mi vaktimiz yok o değerli anlar için… Düşündüğünde tüm bunları; dostuyla her anı dolu dolu yaşadığını ve onun varlığını hep hissettiğini ve ona da hissettirdiğini anımsadı. Bazen sevgi sözcükleri aynı anda çıkardı dudaklarından… Dostluk; dost kalabilmek ve dostluğu yaşatabilmek yaşamdaki paha biçilmez en önemli erdemlerden biriydi onlar için … Tören bitmek üzereydi , dostunu; “İyi ki vardın sevgili dostum! İyi ki vardın. Seni seviyorum ” sözleriyle uğurladı son yolculuğunda... Kitabı heyecanla okurken aklından geçenler oldukça karmaşıktı, oysa hisleri büsbütün yeni bir Dostluk Arayışındaydı.

Soğuk ve Keskin bir hava, içinde yaşanılan ve insan soluğu ile hayat bulan yapı Hogwarts... Bulunduğu Mekanı ve Saati umursamadan eline aldığı kitap... Sayfaları çevirirken çıkarttığı ses, Kesik Kesik hikayeler ve kararsız bir kız. Verdiği kararla bir sayfada durmuş ve okumakta. Sokakları oluştururken adlandırıp, o sokaklarda yaşayanlar insanlar. Sokaklar bütün bunlardan habersiz, yaşayanlarıyla iç içe, yaşananlar arasında varlıklarını sürdürüyor. Huzur Sokak, bunlardan yalnızca biri… Kentte kaç huzur sokak olduğunu bilmiyorum. Adı huzur olan, cadde ya da sokakların huzurlu olup olmadığı konusunda yeterli bilgim de yok. Yeterli olması için onları tanımam gerekiyor. Ancak, genel bilgilerden yola çıkarak, çoğunun günler geçtikçe huzurlu olmaktan uzaklaştığını düşünebiliyorum. Düşünebilmemin nedeni yaşananlardır, doğal olarak. Bu düşünce, yine de eksik ya da fazla olmaktan izler taşıyabilir. Çünkü söz konusu olan sokak bile olsa, tek örnek ve örneklerden yola çıkıp genelleme yapmak, genel olarak yanıltabilir, yapanı. İnsanlar benzeri, sokaklar da farklıdır. İnsanlarla iç içe, yaşamlarını sürdüren sokaklar. İnsanlar benzeri, sokakların da ilk bakıştaki benzerlikleri yanıltıcı olabilir. Söz konusu olan somut, biçimsel özellikler değil, soyut özellikler olunca yanılma payı da artar, doğal olarak. Çünkü soyut olan, bakan kadar bakış açısı, yorumlayan kadar yorum sayısına neden olabilir, yapısı gereği ve yaklaşımlara bağlı olarak. Ama bir Huzur Sokak var ki, artık yakından tanıyorum… Sokağa adını verenler, şakacı insanlar olmalı! Ya da adını koydukları günlerde, bu günleri düşünememişlerdi. Belki de; insanların bugünlerdeki yaygın huzursuzluklarını, o uzak günlerde öngörmüşlerdi. Görmüşlerdi de, bir türlü anlatamamışlardı gördüklerini… Onlar da farklı bir anlatım biçimini yeğlemişlerdi… Ya da çok düşünmeden konmuştu sokağın adı. O günlerdeki huzur anlayışına uygun bir sokak olduğunu düşünmüş de olabilirlerdi, kim bilir… Bunu en iyi o insanlar bilir. Ama ara ki bulasın, kırk beş-elli yıl önce yaşamış, tanımadığın insanları. Mahalledeki yaşıtları bile tanımazken, o insanları bulmak boş bir arayış olarak görünüyor. Hoş bazılarına ulaşabiliyorsunuz! Çoğu, bir sokak aşağıdaki mezarlıkta. Huzur içinde yatsınlar. Kalabalık caddeye dikey bağlanan binlerce, belki de yüz binlerce sokaktan biriydi. Yer yer kaldırımlı, yer yer de kaldırımsız, ilk bakışta sıradan bir sokak. Apartmanların sınırlarını belirleyen duvarların, ya da kaldırımların sona erdiği yerlerin hemen dibinde sıralanmış, her marka ve türden motorlu araçlarla bir açık hava otoparkını andırıyordu artık. Bu görünümüyle, iki aracın karşılıklı geçemeyeceği, iki yönlü, büyük bölümü kaldırımsız sokakta, yayalar ortasından yürümek zorunda kalırken; karşı yönden gelen araçla karşılaşanlar en küçük boşluğu değerlendirip, birbirlerini geçmeye çalışıyordu. Bazen, “önce ben girdim sokağa, sen caddeye daha yakınsın, yol ver” diyen sürücüler; önce tartışmaya başlıyor, zaman zaman ağız dalaşına giriyordu.

Havada uçuşan küfürleşmeler, sık sık kavgalara neden oluyordu. Dört-beş katlı bahçeli apartmanların yerine, sekiz-on katlı apartmanlar yapılırken büyükler kadar çocuk sayısı da artmıştı ve artıyordu. Sokak boyu farklı oyunların ardından koşturmaların ve iç içe maçların gürültüsü yankılanıyordu artık, gün boyu. Gecelerin kendine özgü yankılanmaları da ekleniyordu gündüzlere. Çok geçmeden farklı maç kadrolarındaki çocukların tartışmaları kavgalara dönüşmeye başladı. Çocuğuna sahip çıkma adına büyükler de eklendikçe kavgalar büyümeye başladı; eski komşuların anlamaya çalışan şaşkın bakışları arasında. Bazılarının şaşkınlıklarının artmasının nedeni de kendi çocuklarıydı. Oyun oynamak isteyen çocuklar birbirlerinden uzak durmuyor, çoğu kez bir araya geliyorlardı. Bir araya gelişler, en küçük farklı düşünce tartışmalara, hatta kavgalara dönüşüyordu. Bu kez çocukları adına, eski komşular da uzak kalamıyordu, kavgalara uzayan tartışmalardan. Yıllar önce park olarak ayrılmış geniş yeşil alanın apartmanlarla dolması, çoğunu ilgilendirmemiş, birkaç sokak sakininin uğraşısı da yeterli olmamıştı. O insanların çoğu da kentin farklı sokaklarında yaşıyordu artık. Hafif rüzgârlarla küçüklü-büyüklü, farklı renk ve biçimlerdeki poşetler, ambalajlar, kimileri buruşturulmadan atılmış sigara paketleri uçuşuyordu sokak boyu. Bahçeler de payını alıyordu uçuşanlardan, gizlice atılan çöpler ve benzerlerinden; sokak boyu apartmanların önünde konteynerler sıralanmışken. Sokakta iki ve daha çok bölünmeler olmadı, görünürde. Ama yaşamlar bölünmüştü bir kez. Karşı çıkanların çabaları da yeterli olmuyordu. Hemen her konudaki tartışmalar uzadıkça uzuyor, başladığı konuların uzaklarında; “biz buraya nereden geldik?” şaşkınlıklarına karışıyordu. Sokağın yeni sakinleri arasında, “hepsini biz mi yapıyoruz?” diyerek, karşı çıkanlar da vardı. Karşı çıkışlara, karşı çıkanlar, onlara da “üzüm üzüme baka baka kararır” ve benzeri sözleri sıralayanlar ekleniyordu. Üzüm insanlarla ilgilenmeyip üzümlüğünü sürdürürken, insanlar bu kez de yaptıklarından üzümü sorumlu tutuyordu bir anlamda. Üzümle insan birbirine karışıyordu, yaptıkları ve yapmadıklarıyla. Kararma akıllara sayısız örnekleri getirirken, aydınlanma, ayrılmaz bir bütünün diğer yanı unutulmuş görünüyordu; sonu gelmez haklılık tartışmalarında. Uzun çağların bazı insanları getirdiği yer burası, sorumlusu üzüm ya da nice benzerleriydi. Nedense? Haklı olmak her insan için önemliyken; haklının hakkını teslim etmek, her anlamda koşulsuz teslim olarak düşünülüyordu, belki de! Kim bilir? Herkes çok haklıydı! Kimse haklarından vazgeçmeyi düşünmüyor, bazı karşılaşmalar olmamış gibi davranılırken, “komşuluk kalmadı” şikâyetleri duyuluyordu karşılıklı. Ancak nedense, aynı şikâyetler karşılıklı değil, arkada konuşuluyordu çoğu kez. Yaşam sürüp giderken, yaşananlar bunlarla da sınırlı kalmadı. Ne de olsa sokağın huzuru kaçmıştı bir kez. Kaçan huzur, tüm aramalara rağmen bulunup, geri getirilemiyordu. Huzursuzluk nedenleriyle ilgili bir görüş birliği de sağlanamıyordu.



Devamı geliyor...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nepthys Morlént
Kofti
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 5

Seviye
Rpg Gücü:
34/50  (34/50)

MesajKonu: Geri: Morlént, Nepthys.   20/8/2009, 18:37

Derken bir gün, bazı sakinlere göre otuz, hatta kırk yıl sonra, sokakta ilk kez polisler göründü. Gürültücü yeni komşularla, onlardan şikâyet edenleri, “komşuluk hatırına yapmayın” diyerek, barıştırmaya çalışan polisler doldurdu, ana caddeye paralel, iki bina uzak Huzur Sokağı. Huzur arıyordu insanlar, kısacık yaşamlarında. Bu arayışı başarabilmek istiyordu, her şeyi topraktan başlayarak biçimlendiren, amaç doğrultusunda insanlığın hizmetine sunan insanlığın temsilcileri. Çevresinden başlayarak dünyayı biçimlendiren insan, yaşadığı gezegenin en zeki canlısıydı. Yaşadığı gezegenin dışına çıkıp tablo benzeri izleyebilecek düzeye gelmiş insanlığın temsilcileri, bir sokağın huzursuzluklarıyla mı başa çıkamayacaktı? Üstelik yapan da insan, bozan da insanken başa çıkabilir, bir çözüm bulabilirdi elbette. “Onu mu, yoksa bunu mu yapalım?” tartışmaları uzun sürmedi. Sonunda sokağı değiştiremeyeceğini düşünen sakinleri, adını değiştirmeye karar verip, belediyeye başvurdular. Çok geçme den belediyeye, etkin yeni taşınanların da ısrarıyla -ki komşularıyla aralarını düzeltmek istiyorlardı- başvuruyu kabul ettirdiler. Karşı çıkanlar da oldu, ama azınlıktaydılar. Ayrıca gerçek ortadaydı, huzur bir türlü sokağa geri getirilemiyordu. Sokağın adı bile huzuru barındıramamış, artık Yeni Sokak adıyla; her yeniliğin yaşama yansıyan sonuçlarına açıktı. Sokak, bir yanda “yeni yerlere yeni adlar gerekir” diyenlerle, diğer yanda “sokak yeni değil” diyenlerden habersizken; yeni kavramı da, tartışılmaz biçimde çoğunluğun hoşuna gitmişti.Böylece adı, Yeni Sokak oldu. Huzur adının huzurundan da vazgeçemediler. Mezarlığın kuzeyinden uzanıp sokağı batı yönünde kesen, çoğu insanın zorunlu olmadıkça uzak durduğu sakin sokağa verdiler adını. Svetlana Yakınla Uzak Arasında Keskin ve Huzursuzluğu belirten Ayak Sesleri duymaya başlamış, ama Hikaye'nin sonuna geldiği için okumaya devam etmişti. Sokak huzurlu günlerini geride bırakırken, huzur bulamaz olmuştu eski ve yeni yaşayanlarınca. Ancak Huzur adı, yeni yerinde huzur bulmuş görünüyordu. Yaklaşık on yıldır, güneyinde mezarlık duvarı uzayıp giderken, kuzeyinde evlerin arka bahçeleriyle komşu sokakta, tek bir huzursuzluk ne duyuldu, ne de yaşandı. Yeni Sokak huzuru kovalarken yine huzursuz; eski sokak görece huzurla iç içe, sessiz, ama yaşamsız… Duyduğu sesler Merakını Canlandırmış ve ellerinin saçına gidip birkaç saniye içerisinde geri gelmesine neden olmuştu. " Affedersin! acaba bir sakıncası yoksa yanına oturabilir miyim? " Duyduğu sesle şaşırmış ve merakını gidermişti. Dönüp Slytherin Öğrencisini süzdüğünde Tebessüm etmeyen suratı sinirli gözüküyordu. Svetlana ise aksine mutluydu, böyle bir Akedemi'de Gece yanına gelecek ve Dost Olabileceği kaç kişi bulabilirdi ki? " Elbette, Tapulu Malım değil ya. " Gülümsedi ve Onar adım uzaklıkta oldukları göle baktı etraf Karanlık olmasına rağmen Tıpkı Svetlana'nın gözleri gibi parlıyordu.

Hadi, canım! Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen. Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe saçar senin yaşamına. En yorgun olduğun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır. Onu görmeden gelen bir gece ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz, kalakalmışsındır ondaki o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cesaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın? Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da. Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır.

Bumuydu o çok meşhur aşk? Ne kadar güzel, aşık değilmiş meğersem Uriel in hislerindeki gizem... Buna ne mutluydu nede mutsuz anı yaşamak için hayattaydı. O sıralarda yanındaki Öğrenciyi hatırladı. Onu tamamen unutmuştu, aslında buna unutmaktan ziyade dalmak denilebilirdi. Bunu kendi heyecanına verdi. " Şu lanet kitaplardan nefret ediyorum. " Boğuk gelen bir ses; Belli ki bir homurdanmaydı. Döndü ve Yanındakine baktı; Yan yan bakmayı kesmişti herhalde? Gözleri'nin yeşil olduğunu fark etmişti. O sivri gözlerdeki bakışları fark edince içinde bir kıpırdanma - korku - olmuştu. Hemen armasına gitti gözleri Slytherin! Kendi binasından sonra o bina içinde büyük hisleri vardı. Sadece Zekası yönlendirmişti, Uriel'i bu binaya. Biran kitap okurken yanındakini sıkmış olabileceği geldi aklına, bunu az önce heyecanına vermişti fakat bunda biraz'da onun suçu vardı. Kitabını kapattı, ve bir daha açmamak üzere çantasına koydu. Kara Büyülerle ilgili bir kitap parlamıştı çantasında eline bile deymesine izin vermeden çantasının fermuarını çekip Yanındakine döndü. Artık sohbet vakti gelmişti. " Üzgünüm, kitapları biraz fazla kaale alıyorum. Ben Svetlana, ama Dostlarım Uriel demeyi severler. Uriel; Kurtarıcı Archangel; güneşin kral naibi; Tartar usların başıdır. Yani bana öyle söylediler. Suriel'de diyebilirsin hatta ben en çok Suriel'i seviyorum. Ölümün yardımsever meleği, ilham perilerinin eğitmeni, huzurun prensesidir. Neyse; şu zeka gösterişi gibi duran konuşmaları pek sevmezsin sanırım. Bende... Marshall değil mi? " Kahverengi gözlerini birkaç kez kırpıştırdı ve az önce çıkan rüzgardan gözüne giren tozların gitmesini sağladı. Elini Marshall'a uzattı ve tatlı gülümseyişini sergiledi. İyi bir Dost olma umudu saklıydı, her ikisinin de bakışlarında ve kalbinde.

NOT: Bu RP burada mecburen bitiyor çünkü; ben bu RP'i birisiyle yapıyordum ve o kişi sitede Banlan dı. Bu arada Svetlana'nın okuduğu kitap bölümleri gerçekten kitap.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rafael Roger Rooftrellen
Kıdemli Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 1798
En belirgin özelliği : İradesi
Savaş Tarafı : Tarafsız
RP partneri : Amberyl
Kan Durumu : Safkan
Asa : Scarlet Hawk
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Morlént, Nepthys.   20/8/2009, 21:27

Betimleme: 13/15

Akıcılık: 3/10
İmla/Noktalama: 2/5
Hayal Gücü: 6/10
Uzunluk: 10/10

34!

_________________

Not only arrivals, but also abandoners are hailed by the bell. Hear it tolls? I do...

Dementor's Kiss on Facebook

Inner Beast - LeadGuitar
ÜçLünün Biri..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rafael Roger Rooftrellen
Kıdemli Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 1798
En belirgin özelliği : İradesi
Savaş Tarafı : Tarafsız
RP partneri : Amberyl
Kan Durumu : Safkan
Asa : Scarlet Hawk
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Morlént, Nepthys.   24/8/2009, 21:13

Başlık, yeni bir rp bırakılması için açılmıştır.
_________________

Not only arrivals, but also abandoners are hailed by the bell. Hear it tolls? I do...

Dementor's Kiss on Facebook

Inner Beast - LeadGuitar
ÜçLünün Biri..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olympé J'oureaux
Kofti


Kadın Mesaj Sayısı : 4

MesajKonu: Geri: Morlént, Nepthys.   28/6/2010, 18:00

Olympé J'oureaux demiş ki:

    Ben vicdana inanırım. İnsanların ve hayvanların vicdanı olduğunu düşünürüm. Vicdanı da ikiye ayırırım. Biri, sağ vicdan diğeri sol vicdan. Sağ vicdana sahip olanlar duygusal olmasa bile duygularıyla hareket edenlerdir. Onlar yalan söyleyemezler. Yalan söylediklerinde hemen belli ederler çünkü. Tıpkı pimi çekilmiş, patlamaya müsait el bombası gibidirler yalan söyledikleri zaman. Bomba patlarsa gerçekler ortaya çıkar ve işler karışır. Sol vicdana sahip olanlarsa mantıklı davrandıklarını zannederler ama aslında mantıktan çok yaptıkları kendi kendine oyun oynamaktır. Oynadıkları oyunsa casusluktur. Kendi bünyelerinin kaldırabileceği büyüklükte, kimine göre korkunç kimine göre büyülü dünyalarına hapsederler kendilerini. Onlar yalnız kalmaktan korkarlar, ama sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar dünyada. Sanki mahkeme duvarıdır kalpleri. Doğru olanı yaparsa, idam edileceğini zanneder ve yalan söyler daima. Aslında idamdan daha kötü bir ölüm şeklidir bu düzenbazlık onlar için. Peki ben? Sağ Vicdana mı sahibim Sol Vicdana mı? İnanın herkesi ve her şeyi tanıtırım ama kendimi tanıtmam. Zeki biri zaten anlattıklarımdan çıkarır, benim kim olduğumu… Hayat bir bilmeceyse çözmelisiniz. Bugünde pek farklı değildi diğer günlerden. Eleanora yanıma geldi ve benden derse onunla gitmemi istedi. Reddettim. O küçük Slytherinli kendine başka bir kurban bulabilirdi. Tekrar istediğinde ise, bir işim çıktığını söyleyip ondan kaçmıştım. Koridorlarda hızla ilerlerken birilerine çarpmamıştım ve bu gerçekten şükredebileceğim bir şeydi. Genelde huzursuzsam çevremdekilerde huzursuz olurdu. Şimdi nerde miyim? Astronomi dersinin işlendiği sınıfta. Astronomi kulesindeyim. Profesör'ün masasına oturmasıyla beraber bende okuduğum ' Kirli İşler ' isimli kitabın kapağını kapattım ve ilk kez Profesör'e kulak verdim tam anlamıyla. ‘’ Evrenbilim (Evren bilimi) veya Kozmoloji bir bütün olarak evreni konu alan bilim dalının ismidir. Kozmoloji sözcüğü Türkçeye Yunanca κοσμολογία (cosmologia, κόσμος [kozmos] düzen + λογια [logia] söylev) sözcüğünden türemiştir. Her ne kadar kozmoloji sözcüğü nispeten yakın zamanlı bir sözcük olsa da, evren tarih boyunca bilim, felsefe, ezoterizm ve din gibi farklı disiplinler tarafından araştırma konusu olmuştur. Kozmoloji ise bir sözcük olarak ilk kez 1730 yılında Christian Wolff'un Cosmologia Generalis isimli eserinde kullanılmıştır. Kozmoloji ile uğraşan bilim adamlarına kozmolog veya evrenbilimci denir. Çağdaş yazında kozmoloji veya evrenbilim ile genelde fiziksel kozmoloji kastedilmektedir. ‘’ O da güzel... En azından benim için zor olan bir konu yerine, bana basit gelen ve önceden bildiğim nadir konulardan birini anlatıyordu. O daha ikinci cümleye gelmeden benim dikkatim bozulmuştu bile... İlgimi çeken neydi? Ya da beni huzursuz eden? Başımı sağımdaki Hufflepuff'a çevirdim. Davranışları hoşuma gitmemişti o kadar... Profesör''e döndüm.

    Profesör'e bakıyordum ama aklım kitabımda kalmıştı. Bu yüzden çantamdan kitabı çıkarttım ve merakım sona erene kadar okudum. Nerden gelmişti bu merak? İhanet şu veya bu şekilde sürecinden hayatı kesintiye uğratan, adeta şok lama görevi yapan bir oluştur. Heyecanlı bir serüvenin birden tıkanışı, bir süre önünün açılmaması gibi. İhanet dostluk kavramıyla asla bağdaşmayacak bir harekettir. İhanete uğranılan zamanlarda insanın üzerindeki baskıyı atabilmesi için zaman faktörünün derinliğinde karar kılması, kendini kontrol ederek, şuursuz hareketlere asla tevessül etmemesi gerekir. Bedenine gerekli özeni göstermeyen uyuşturucu ve alkol bağımlısı bir insanın davranışları bir bakıma kendine ihanettir. İhanet Ne Zaman Başlar? Uzmanlar ihanetin karşı cinsle ilişki sonucunda başladığını düşünüyor. Peki başkalarıyla flört etmek de ihanet değil midir? Hayır! Uzmanlara göre flört ilişkinin ayakta kalmasını destekliyor. Ayrıca günümüzde internette önemli bir faktör olmaya başladı. Birçok insan internette hiç tanımadıkları insanlarla sanal ilişki yaşayabiliyor. Tabi bu durum gerçek ilişkiye benzemiyor. Ancak uzun bir zaman dilimine yayılan ve sürekliliği olan sohbetlerde ihanet olarak kabul ediliyor. Hatta bazı durumlarda sürekliliği olan sanal ilişkinin, bir gecelik ilişkilerden daha tehlikeli olduğu da belirtiliyor. Ufak bir ihanet hemen ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Tam tersine birçok insan ihanet ettikten ya da ihanete uğradıktan sonra ilişkilerinin daha verimli olduğunu söyler. Çünkü belki de ihanet sayesinde ilişkide yıllardır ters giden noktaları düzeltme fırsatı yakalayabilir. Tabi ihanete uğrayan kişinin güveninin azalması da olası bir durum. Ayrıca ilişkinin bitmesi de bir olasılık. Zilin çalmasıyla birlikte kitabın kapağını kapattım ve kitabım ile asamı elime alıp sınıftan ayrıldım.




    Rp'lerimi bulmakta güçlük çekiyorum. Renklendirmenin pek başarılı olmadığının farkındayım. Bilgisayarımdan kaynaklanan bir sorun var. O kadar kötü bir Rp değil, bir sitede tam puan almamı sağlamıştı genede word'den geçirdim.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lieselotte Lammerich
Hufflepuff V. Sınıf & Bina Başkanı
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 1604
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Morlént, Nepthys.   29/6/2010, 15:01

Betimleme: 13/15
Akıcılık: 9/10
Yazım/İmla: 3/5
Hayal Gücü: 7/10
Uzunluk: 8/10

Kırk. ^^

_________________
[list]

aybengülerim.
[/list:u]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Morlént, Nepthys.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Son Dönem :: Rpg Kutusu Arşiv -
Forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog