Dementor's Kiss


 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlGiriş yap

 

o l i v i a .

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Olivia R. Green
Hufflepuff I. Sınıf
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 66
Savaş Tarafı : Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Kan Durumu : Melez
Quidditch Konumu : Yorumcu
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
34/50  (34/50)

MesajKonu: o l i v i a .   16/7/2009, 17:08

O L I V I A R A C H E L G R E E N


12.
Kanada ~ Britanya Kolombiyası ~ Vancouver.
Hogwarts Hufflepuff.
O.R.G.


Nesin sen? Özürlü falan mı? H harfinde neden sarı görüyorsun?

Hayır tabii ki! Sinestezi, bilinçli zihinsel olayların tetiklemesiyle ortaya çıkan bilinçli duyusal bir deneyimdir. Birleşmiş duyular ya da "eşduyum" olarak da ifade edilebilir. Sinestezi, istemsiz yoğunlaşma sonucu ortaya çıkan belirgin canlı ve güçlü duyusal deneyimdir. Yalnızca, insanların çok azı günlük olağan durumda bu deneyimi yaşarlar. Bazı araştırmacılarca dil dışı düşünmenin özel bir belirtisi olarak kabul edilirken, bazılarınca tam bir "hastalık", "anormallik" ve mucize, mistik bir insan yeteneği olarak kabul edilir. Hatta, sinesteziyi biyolojik bir olaydan ziyade sosyal ve kültürel bir fenomen olarak görenler de vardır. Sinestezi bir hastalık olarak değil de bir duyusal algılama "hediyesi" olarak görülebilir. Sinestezinin birçok şekli vardır. En sık izlenen şeklinde kişi, harfleri renk olarak deneyimler. Her harf, kişinin kendisine göre farklı bir renk olarak algılanır. Bu kişiler (sinestezikler), eğer erken çocukluk döneminde bu deneyimi yaşamaya başlarlarsa sinezteziyi günlük normal, olağan bir olay olarak düşünürler. Sinesteziklerin çoğu, diğer insanların algısal deneyimlerinin bir parçası olarak aynı deneyimleri yaşamadıklarını öğrendiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşarlar. Çünkü, o zamana kadar herkesin kendisi gibi algıladığını kabul etmiş ve düşünmüştür.
Sinestezi deneyimi birbiriyle ilişkili iki kısımdan oluşur. Bunlar tetikleyiciler ve eşleniklerdir. Tetikleyicilere harfleri örnek verebiliriz. Eşlenikler ise harfler algılandığında, her harfe eş olarak deneyimlenen algılar (renk, ses, dokunma, koku) tanımlanabilir. Ya da ağlayan bir bebeğin sesi (tetikleyici) sinestezik bir kişide hoşa gitmeyen sarı renk (eşlenik) olarak deneyimlenir. Sinesteziklerin çoğu için, sinestezi tek yönlüdür. Yani, sesleri renk olarak deneyimleyen bir kişi, renkleri ses olarak deneyimlemez. Tetikleyici ve eşlenikler arasındaki ilişki bir düzen içindedir. Her eşlenik, özel bir tetikleyici tarafından tetiklenir. Bir kişiye, aynı tetikleyicilerin uygulanması durumunda aynı eşlenikler algılanır. Örneğin, bir kişi A harfini kırmızı olarak deneyimliyorsa, farklı el yazılarıyla veya küçük karakterlerle yazılsa da, A harfini daima kırmızı olarak deneyimler. Özetle, tetikleyicilerin büyük bir esnekliğe izin vermesine rağmen, eşlenikler sabit kalırlar. Harf-renk sinestezisinde, harflerin kimliği renklerin kimliğini belirler. Konuşulan harfler için sesin şiddeti, söyleniş tipi, harflerin eşlenikleri üzerine etki etmez. Ses-renk sinestezisinde genellikle, kişiler gözlerinin önünde renkler görürler ve sesin perdesinin değişimiyle renkler de değişir. Bu kişiler görme alanlarının tamamen renklerle dolduğunu ifade ederler.
Sinestezi deneyimi üç yoldan biriyle ortaya çıkabilir: gelişimsel, kazanılmış ve farmakolojik sinestezi şeklinde. Bunların arasında en sık rastlanılanı, gelişimsel sinestezidir. Bu kişiler, erken çocukluk döneminden başlayarak, olağan bir şekilde algısal ve/veya kavramsal sinestezi deneyimi yaşarlar. Gelişimsel sinestezinin nedeni bilinmemekle birlikte genetik olarak baskın kalıtım veya X-kromozomuna bağlı bir geçişi olabileceği yönünde kanıtlar vardır. Bir ailede birden fazla kişide bu yetenek ortaya çıkabilir. Bu ailelerden en ünlüsü Rus yazar Vladimir Nabokov'un ailesidir. Bu sinestezik ailelerin varlığı sinestezinin genetik temelli olduğunu gösterir.

A ~ kırmızı.
B ~ yeşil.
C ~ mavi.
D ~ turuncu.
E ~ turuncu.
F ~ yeşil.
G ~ mavi.
H ~ sarı.
I ~ beyaz.
J ~ kahverengi.
K ~ parlak sarı.
L ~ turuncu.
M ~ yeşil.
N ~ yeşil.
O ~ kırmızı.
P ~ beyaz.
R ~ bordo.
S ~ pembe.
T ~ gri.
U ~ koyu yeşil.
V ~ dore.
Y ~ siyah.
Z ~ deniz mavisi.
X ~ lame.
W ~ turuncu.



Bu nedir? Yoksa do notasına basınca J harfini falan mı algılıyorsun?

Yo, hayır. Bu mesterværk. O benim çellom. Onunla yaşam buluyorum neredeyse. Geceleri bazen ona sarılıp dertlerimi anlatıyor, onun telleri arasındaki gizli hikayeleri yeryüzüne çıkarıyorum. Bunun için bir kaç nota basmam yeterli oluyor. Benimle çok iyi anlaştığını söylüyor bana. Hogwarts dışında evim gibi benim. Onunla sokakta yalnız kalabilirim bile. Mesterværk babamın bana altıncı doğum günü hediyesi. Evet, altı yaşından beri dostum o. Tabii o zamanlar bana büyük geliyordu. Babam onu bir antikacıdan almış. Antikacının sözlerine göre otuz küsür yıllık bir geçmişi varmış. Mesterværk'ın dediğine göre antikacıya düşmesinin nedeni eski sahibiyle eşinin gerçekten berbat bir kavgayla ayrılmış olması. Sahibine eşinin hediyesiymiş. Ama daha öncesi hatırlamıyor mesterværk. Ona bu konuda kızmıyorum, o zamanlar küçükmüş tabii. Bazen bana anlattığı muggle hikâyelerini not alıp hikâyeler yazıyorum. Bunların üstünde çalışarak beş satırlık cümlelerden beş sayfalık hikâyeler bunlar. Ama bunları sadece mesterværk'a okuyorum. Zaten pek ilgilenen de yok...

kivi reçeli.


...Babam seherbazlık bürosunda çalışıyor, gece geç saatlerde geliyor. Aslında işinin bu kadar uzun sürmediğinden eminim fakat dışarıda muggle sürtüklerle ne yaptığı umrumda değil. Annemin babamı ben üç yaşındayken terk edip aptal bir ölüm yiyen peşinden koşmasına hiç aldırmıyorum. Babamın ona crucio laneti yapmasını önemsemiyorum. Babamı kızların süpermeni, muhteşem idol, şahane kahraman olarak değil de yanında kalabileceğim bir seherbaz, yardımcı bir büyük olarak görüyorum. Zaten başka şekilde görebilmem için bir neden yok. Kahraman babalar hikâyelerde okuduğumuz gibi sürekli kızlarıyla ilgilenir, onlara masal okur, dizine oturtup öyküler anlatır. Benimki ise yalnızca sabahları mısır gevreği paketi alır ve bana yedek anahtar verir. Ayrıca babamın muggle hayranlığını da çok gereksiz buluyorum ben. Aman Tanrım! Olivia, şunu görüyor musun? Bak, bu siyah muz gibi şeyi kulağına tutuyormuşsun. O üst taraftaki deliklerden ses geiyormuş, alt taraftakilerden de sen konuşunca diğer kişi duyuyormuş. Muhteşem yaratıcı mâhluklar şu mugglelar! Nefret ediyorum bundan. Bir de aptal muggle kıyafetleri giyiyor işe giderken fakat işe cisimlenerek gidiyor. Babamın zekasından hiç şüphe etmedim ama bu tür davranışları gerçekten gereksiz. Şimdi anneme dönelim. Annem beni on beş mart kavurucu sıcak ve nemli bir gün iken on altı martta yani güneş pis pis sırıtırken fakat kar yağan bir günde doğurmuş. Ben üç yaşlarındayken de terk etmiş bizi zaten. Onunla ilgili bildiğim şeyler bundan ibaret sadece. Aslında hem berbat hem de ilginç bir duygu. Kadın var. Seni doğurmuş, üç yaşına kadar bakmış sana. Belki şefkatle belki nefretle ama bezini değiştirmiş, süt vermiş falan. Sonra yarım saatten beri tanıdığın ölüm yiyen adamın peşinden koşmuş, arkasında üç yaşında bir bebek ve bebeklerle ilgili hiçbir şey bilmeyen bir seherbaz baba bırakmış. Bu bebeğe sürekli seherbaz babanın seherbaz, kadın dostları bakmış. Sonra bebek büyümüş, hâttâ okula başlamış. Hiç tanımasa da aramış annesini, görmek istemiş en azından. Ama annesi ilgilenmemiş işte, istememiş belli ki. Çocuk zorlamamış sonrasında, bir daha umursamamış. Üzülmüyorum hiç.


Saç
*uzun.
*dalgalı.
*açık kumral.
*uçlara doğru tonu açılıyor.
Göz
*hafif çekik.
*dolgun kirpikler.
*kıvrımlı kirpikler.
*mavi-yeşil gözler.
Dudaklar
*dolgun, kalın dudaklar.
*genellikle koyu pembe ruj kullanıyorum.
*doğal rengi şeftali ile pembe arasında bir ton.
Vücut
*bir heykeltraşın elinden çıkmışa benzeyen belirgin hatlar.
*beyaza yakın ton.


Kedi işte? Yani; başka bir şey olamaz, değil mi?

Onu sadece kedi olarak görenlerden çok daha insan. Aslında tam bir kedi sayılmaz, o bir kneazle. Babamın Seherbazlık Bürosu'ndan arkadaşı Malcolm Vasilissâ, Inessential'ı Britanya'dan getirmişti. Bütün değerli şeylerim gibi Inessential de doğum günü hediyesi. Alan kişiyle alakasız bir değer veriyorum Inessential'e. Hâttâ Malcolm'dan nefret ediyorum diyebilirim. Çok kesin hatlarla bir olay sonrasında nefret etmeye başladım diyemem ama genel olarak yapmacıklık kokuyor. Mesela sapsarı dişleriyle pis pis gülümsemesi çok itici. Beni her gördüğünde "Ah, Olivia!" diye inlemesi bende berbat bir utanç duygusu alevliyor. Zaten onunla özel günler ve babamın nadiren düzenlediği, bütün Seherbazlık Bürosu'nun katıldığı yemekler haricinde görüşmüyor. Bana neden kneazle gibi özel bir hayvan aldığı konusunda fikrim yok ama ona (sadece bu konuda) minnettarım. İticiliği ve sevgisi bir araya gelince iğrenç oluyor.


S E V D I K L E R I M

*dersler.
*aritmansi.
*kahve.
*inessential.
*mesterværk.
*keman.
*çello.
*kediler.
*resim.
*sinestezik oluşum.
*soğuk.
*beyaz.
*bal köpüğü.
*bordo.
*muggle kıyafetleri.
*doğabilim.
*kaymakbirası.
*tavşanlar.
*kitaplar.
*yalnızlık.

S E V M E D I K L E R I M

*melezler.
*quidditch.
*çikolata.
*şekerler.
*ev cinlerine maaş verilmemesi.
*seherbazlık.
*satranç.
*cübbeler.
*karanlık taraf.
*şapka.
*şakalar.
*bertie boots'un bin bir çeşit fasülyeleri.
*gobstones.
*basit büyüler.
*lacivert.
*chudley cannons.
*durmstrang sihir enstitüsü öğrencileri.
*imkansız şeyler.
*çay.
*kalabalık.



En son Olivia R. Green tarafından 16/4/2010, 16:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
David Giles Maddlyn
Slytherin II. Sınıf
Slytherin II. Sınıf


Erkek Mesaj Sayısı : 295
Savaş Tarafı : karanlık.
RP partneri : 15 kişinin arasında kaldım.. !?!
Kan Durumu : safkan.
Asa : triqoGeus.
Ruh Hali :

Seviye
Rpg Gücü:
20/50  (20/50)

MesajKonu: Geri: o l i v i a .   29/7/2009, 22:32

• Slytherin olmama raqmen, ilk Bulanık diye dalqa qeçmediqim kişisin.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

o l i v i a .

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dementor's Kiss :: Karakter Geliştirme :: Karakter Kartları -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın